5 Aralık 2007 Çarşamba

Lucky Luke


Belçikalı karikatürist Morris (1923-2001) tarafından çizilen çizgi roman. Orijinal adı Lucky Luke (Maceraların bazıları Fransız René Goscinny (1926-1977) tarafından yazılmıştır. Morris'in ölümünden sonra bazı maceralar Fransız Achdé tarafından çizilmiştir.

Gölgesinden hızlı silah çeken yalnız kovboy "Red Kit" sadık beyaz atı Düldül (Jolly Jumper) ve sevimli köpeği Rin Tin Tin ile beraber suçluların ve adaletsizliğin amansız düşmanıdır. Suçluları temsil eden Dalton kardeşler; Joe, William, Jack ve Averel birçok macerada yer alırlar. Diğer unutulmaz karakterler Kalamiti Jane, Billy Kid, Yargıç Roy Bean, Jesse James, Akbaba, Posta arabası sürücüsü Hank ve Cenaze Levazımatçı'sıdır.

Red Kit dünyada pek çok defa animasyon ve televizyon serisi olarak filme çekilmiştir. 1983'den sonraki maceralarında sigarayı bırakmış ve ağzında bir saman parçası tutmaya başlamıştır. Dünyada ilk kez Türkiye'de sinemaya aktarılmıştır. 1967'de Öztürk Serengil'in başrolünü oynadığı filmde Öztürk Serengil gördüğü bir rüyada kendini Red Kit sanar ve vahşi batıda maceradan maceraya koşar. 1971 yılında ise İzzet Günay Red Kit olur ve Daltonlar'la mücadele eder. 1974 yılında ise son Red Kit Aram Gülyüz'ün yönetiminde Sadri Alışık'tır.

Red Kit çizgi film ve romanlarında ikinci planlarda yer alan karakterler başka ırklardandır. Örneğin; ütücü rolünde bir çinli, temizlik işlerinde bir afrikalı gibi...











Aklıma gelen bir rin tin tin hareketi, aklınıza gelenleri ekleyelim buraya ;

1. El bombasını çubuk niyetine geri getirip azar işitmesinden sonra oyun oynamaya çalışıldığı zamanda bana kızıyorlar ben oynamayacam diye mızmızlanması...
2. Hapiseneden kaçan dalton kardeşlerin oyun oynadığını sanıp daltonların bu hani gülleleri vardır ya onlardan tutup tekrar hapiseneye geri götürmesi bir de üstüne takdir kazanması..
By Deserthawk
3. düldül ün rin tin tin den nefret etmesi
By Deserthawk

3 Aralık 2007 Pazartesi

Cowboy Vs Coban


Evet arkadaşlar işte gecen gün aklıma takılan bir konuyla daha karşınızdayım. bu yabancıların Cowboy dedikleri bizim çoban dediğimiz kimselerden farksızdır. yıllardır adamlar öle bi süsleyip öle bi püslediler ki bizim gözümüzde kahraman yaptılar adamları. şimdi birkaç noktaya parmak basıcam. bu cowboylar silah taşırlar bizim çobanlar taşımaz çünkü gerek yoktur. elin koyunu yada ineğinin sana silah çekicek hali yok yaç sürüye kurt dadanır en fazla bizim çoban elinde değnek taşır değnegini şöle bi sallayarak koştumu kurdun üzerüne kurt arkasına bakmadan kaçar. koyunun ineğin tadını bildiği gibi o değneğin tadını da bilir kurt yemiştir sırtına. sonra bu cowboylar kement taşırlar kacan buzağıları yana suruden ayrılanları yakalamak için. bizim çoban kaval taşır. başladımı kavalını çalmaya toplanır sürü başına zaten. dağ başında gariban sürü sanatsal etkinliği başka nerden bulsun. çok inatçı kulağı ağır işiten sakinleri olabilir sürünün onlara da değneğini sallar gçrünce sallanan değneği hemen alırlar mesajı sürüdekiler. Cowboy dedimiz adam tütün çiğner. tükürük kovasına tükürür. sigara içer bununla gurur duyarak gözümüzün içine sokar sigarasının dumanını. milleti sigaraya özendirir. Bizim gariban cobanda içer belki tütününü kendi sarar kendi içer ama kimse görmez kimse bilmez. utanır milletin yanında içmez. bu cowboylar canları sıkıldıkça birbirlerini duelloya davet ederler. vururlar birbirlerini gözlerini bile kırpmadan. bizim çobanlarında canı sıkılır elbet. iner şehre bizimki alır sazını kavalını. çok çok dertlenmişse bulur kendi gibi derli birini oturur başlar çalıp sölemeye ki aşık atışması derler buna. türkülerle kavga ederler kavga denebilirse bu ozanlık sanatına.
Ey aklı selim insanlar. bizim ulusumuza barbar diyenlerin Cowboy adını taktıkları çobanlarına bakın bir sonra dönün birde şu barbar dediğiniz ulusun sanatsal çobanlarına bakın. Tüm çobanlarımıza itafen. Kolaygele (;>

1 Aralık 2007 Cumartesi

01.12.2007 Için Özel


Mevsimlerden kış… bir birinden farklı beyaz cisimler cama yapışır. Dışarı çıkamayız eve kapanırız ister istemez. Sadece kışın o güzel ve de soğuk olan havasının tadını bir şekilde çıkarmaya çalışırız. Aralık’ın 1 demek kış’a hoş geldin demekten başka bir şey değildir bizim için. Ankara da kış başkadır her zaman; soğuktur, ayazdır, ne zaman kar yağacağı belli değildir, ne zaman pastırma yazını kışın ortasında yaşayacağımız belli değildir. Ankara’yı Ankara yapan bu soğuktur, veya bu belirsizliktir. Yazın çekilmez olan o bozkır sıcağını unutturan Türkiye’nin başkentinin hareketli olduğu zaman işte bu aydır. Üniversitelerin, özel kurumların, genel olarak devlet kurumlarının en dolu olduğu aynı zamanda yaşamın aktığı zaman Ankara’da kış zamanıdır.

Eğer ki Ankara’yı, seviyorum diyorsanız, bu soğuk da seviyorsunuz demektir aksini iddia edenler Ankara’yı sevmemektedir. Bu yüzden Ankara insanları bir bir seçer siz farkına bile varamadan sevmeyenler Ankara’nın pek çok uzağına bir şekilde yollanır bu bir şehir efsanesidir belki. Ankara’dan bir şekilde uzaklaşanlar gerçekten seviyorlarsa eğer bir şekilde Anadolu’nun bu müthiş şehrine bir şekilde bir zaman tekrar ulaşırlar ve şehir onu tekrar kabul eder.