Teşekkürler yukardaki paragraflar. işte böyle millet. baya bişiler değişiyor etrafımızda. bu konuda sizlerin yorumları neler? Derleme dinlemede tamam...
2 Aralık 2010 Perşembe
Neler oluyor hayatta (;>
Teşekkürler yukardaki paragraflar. işte böyle millet. baya bişiler değişiyor etrafımızda. bu konuda sizlerin yorumları neler? Derleme dinlemede tamam...
28 Nisan 2010 Çarşamba
Unutulan Iphone
Teknoloji camiası neyi konuşuyor, derseniz barda unutulan i phone u(;>
İşler buraya kadar yeterince garip diilmiş gibi, poliz gizmodo editörünün evinin kapısdını kırıyor içerdeki sunuculara bilgisayarlara el koyuyor. arama emirleri var ellerinde yasa dışı bişiler mi arıyorlar pek bir fikrim yok ve gizmodo editörü polis departmanını dava etmeye hazırlanıyor. Yasalardaki haber kaynaklarının korunması maddelerine dayanarak.Şu an için tartışılan nokta blogger ların haberci yada basın sayılıp sayılmayacağı, polisin haksız olduğu, apple çalışanının barda bir prototip unutacak kadar sarhoş olmak için ne içmiş olabileceği (;> ne içtiyse öğrenip ondan içmemiz gerek sanırım. İşte konuşulan konular bunlar. Tüm bu olan bitenin bir düzmece reklam kampanyasının bir parçası olduğunu düşünenlerde var tabi. prototipi unutan adamın hala apple da çalışıyor olması en büyük dayanakları. bunun yanında bu adamı apple ın kovmamasının sebebinin apple imajını zedelememek alduğunu düşünenlerde var.
Peki siz ne düşünüyorsunuz?
http://gizmodo.com/5520471/the-tale-of-apples-next-iphone?skyline=true&s=i
27 Nisan 2010 Salı
Neler Oldu Neler . . .

Evet tayfa, bir müddettir sakin sakin duran bloğumuz bahar uykusundayken dünyada neleeeer oldu neleer. şöyle bir üzerinden geçelim dedim.
İlk olarak dahi astrofizik profesörü Stephen Hawking çok ilginç bir belirleme yaptı. Uzayın boyutlarını göz önüne aldığımızda bizim dışımızda başka yaşam formları olduğuna inandığını söyleyen Hawking, bunlarla temanstan kaçınılması gerektiğini söyledi. Deli gibi biz burdayız sinyalleri gönderirken uzaya gelip bizi bulurlarsa dünyadaki kaynakları kullanıp bizi köleleştireceklerine dikkat çekti (;> Mence mantıklı yani şimdiden biz dünyadaki kaynakları tüketmeye başladık bile hatta uzayda yaşam için gerekli maden kaynak arayışındayız.
http://www.ntvmsnbc.com/id/25086597/
İkinci garip olaya Jennifer McCreight önayak oldu. İsimden tanıyamadınız değilmi (;> Şimdi hikaye şöyle gerçekleşti, iranlı bir din adamı depremleri kadınların göğüslerini gösteren dekolteler giymelerine bağlayınca bu bizim Jennifer abla çok sinirlendi bu olaya. Gel gör ki Jennefer ablanın blog u da var.(http://www.blaghag.com/) Hemen geçti bilgisayar karşısına bloguna yazmaya başladı. Boobquake yani göğüsdepremi adını vverdiği bir deeney yapmaya karar verdi. deney basitti mümkün olan max sayıdaki kadın göğüs dekolteli giysilerini aynı gün giyecekler ve deprem oluyormu oluyorsa gücü ne bu gözlemlenecekti. Bloğunda bu deneyi şu sözlerle duyurdu;“26 Nisan’da göğüs çatalımı en çok gösteren tişörtümü giyip deneye başlıyorum. Diğer araştırmacı kadınları da aynı şeyi yaparak, göğüslerine atfedilen süper güçleri test etmeye davet ediyorum. Tüm bu rezil beden görüntüleri birleştiğinde eminim ki kocaman bir deprem yaratmayı başaracağız”
Ve bilin bakalım nooldu. twitter vede facebook camiası çok sevdi bu Jennifer ablayı bu hareket çığ gibi büyüdü. Sonuç dün bir deprem olmadı. İranlı din adamının sölediği fos çıktı. yada öle bi enerji birikti ki bu yakınlarda yer yerinden oynayacak hazırlıklı olun (;>
http://www.ntvmsnbc.com/id/25086895/
Ve Nuh un gemisi Ağrı dağında bulundu. en azından %99.9 geminin ona ait olduğunu sanıyorlarmış. Aralarında Çinli ve Türk araştırmacıların olduğu bir grup diye başlayınca haber insanın aklına hemen isviçreli bilim adamları ile başlayan saçma araştırmaları getiriyor, ama olmayan bir göl canavarı üzerinden turizim patlaması yaşayan ülkeler varken, ortada bir gemi enkazı kalıntısı buluntusu varsa hiç kurcalamayıp, nuh un gemiside burdadır diyerek etrafına otel konaklama yeri temsili nuh tufanı hayvanat bahçesi falan döşemek lazım acilinden. Ordan yöre halkı çok ekmek yiyeceği gibi Ülke genelindeki turistik gelirlere de kaykı sağlar. kafası sallanan Nuh araba süsleri, küçük Nuh gemileri gibi hediyelik eşyalar ilk aklıma gelenler(;>http://www.ntvmsnbc.com/id/25087095/
Bunlar dışında kulağımıza gelen haberlerden sony nin japonyada flopy disk satışını durdurması var mesela ki insanda ister istemez hala satıyomuymuş adamlar yaw dedirtiyo sene oldu 2010 adamlar daha yeni durduruyorlar satışları.
Sevgi Saygı Sağlık Sıhat Sizlerle olsun. Birdahaki post a kadar görüşürüz Tayfa . . .
16 Şubat 2010 Salı
Ankarada hızı azalmayan AVM çılgınlığı

Türkiyede değil Avrupada Ankara en çok alışveriş merkezine sahip il. Evet garip değil mi ? Son on yılda beş kat artan AVMler neden sürekli Ankarada açılıyor ? Neden tümünde Starbucks, Migros veya DailyFresh kesinlikle var ? Neden bunların inşaatları çok kısa sürede bitiyor ve dükkan kiraları inanılmaz derecede yüksek ? Bir apartman inşaatı için iskan alınması hayli vakit alırken alışveriş merkezleri uydukent inşaatlarından nasıl daha hızlı prosedüre uydurulup bir anda hallediliyor ? Kısacası nedir bu alışveriş merkezi çılgınlığı, tüketimi ve kalabalığı.
90ların başında alışveriş merkezi diyince Ankarada aklımıza Beğendik gelirdi. Sonra Karum ve Ankuvanın açılmasıyla bağımsız dükkanlara sahip büyük bir alanda gezmek olarak algılandı alışveriş merkezleri. Metro Grosmarketin açılmasıyla peşin satan ve fotoğraflı kartınız olmadan alışveriş yapamayacağınız garip bir toptan satış alışveriş merkezi ile tanışmış olduk. Tabi bundan önce Atakule girmişti hayatımıza, ki Atakuleye kumpir yemeye veya Ankaradaki tek PizzaHut için gidilirdi. Dreamland ve Kule Restaurant'da cabası. Fakat Armada ile herşey bambaşka bir hal aldı. Çok katlı bir bina içinde her katta küçük dükkanları büyük isimli markalar doldurur oldu. Bundan sonrada böyle ilerledi alışveriş merkezi çılgınlığı. Daha büyük bina daha büyük markalar ve daha çok insan kalabalığı. Cepa, Panora, Via Life, Gordion, AnkaMall, Forum Ankara, 365 AVM, Antares, Kentpark, Arcadium... ne kadar çoklar.
Günden güne giyim, elektronik. sinema ve hazır yemek çeşitliliği konusunda AVMler haricinde Ankarada fazla seçeneğimiz kalmadı. Dükkanlar inanılmaz fiyatlara kiralandı veya satıldı. Peki 2010dan sonra ne olacak ? Kaçımız seviyoruz oralarda vakit geçirmeyi ? Gerçekten ihtiyaçlarımızı almaya mı yoksa gördüklerimizden etkilenip hesapta olmayan paraları yatırmaya mı gidiyoruz ? Yada daha kötüsü para harcamayıp sadece sosyallik olarak mı değerlendiriyoruz ? Kaba tabirle "piyasa" yapılmaya mı gidiliyor ?
Merak ediyorum arkadaşlar. Sadece ben mi sevmiyorum yani buralarda vakit harcamayı yoksa değişen büyükşehir insanı karakterinde bana yer yok mu ? Ne çok soru sormuşum :) fakat haklıyım.
4 Aralık 2009 Cuma
Sosyal Hayatı Öldüren Aktiviteler

1-) Online oynanan bir oyun satın almak.
Wow yada Warhammer yada Aion tarzı bir oyun satın alırsanız eve gider orda onu oynarsınız ve evden çıkmazsınız. dolayısı ile çalışıyorsanız iş arkadaşlarınız ve evdeki çöp almaya gelen kapıcınızdan daha geniş bir çevreye sahip olmayı beklememek lazım.
2-) Frp denen oyunu oynamak.
Masa üzerinde arkadaşlarla bir araya gelinerek oynanan bu oyun vay efendim arkadaşları görüyorum evden çıkmış oluyorum denerek savunulmamalıdır. unutulmamalıdır ki ideal frp partisindeki oyuncu sayısı 4 + bir de hakem dersek toplamda görüp göreceğiniz 5 kişiden ibarettir. hafta içi çalışıyorsanız, hatta benim gibi cumartesi de yarım gün çalışıyorsanız, kalan bir buçuk gününüzü hep aynı 5 kişiyle geçirmek sosyal intihardır. Bu 5 kişi den max 1 inin kız olduğunu düşünseniz bile kibu benim durumumda söz konusu değil hepsi erkek benim oyun grubumum ühü üüühü (;< 3-) Eve büyük boy bir televizyon almak ve önceden izlenmemiş iyi dizilerin bölümlerini bir seferde elde etmek.
ki bu durumda işten arta kalan vaktinizi deli gibi dizi izlemeye ayırıyorsunuz ki gene ilk maddedeki iş arkadaşları ve kapıcı sosyal çevresinden öteye geçemiyorsunuz.
4-) Bar yada Pub tarzı bi yere giderken yanınızda laptop ınızı götürmek ve orda laptop ınızı açmak.
Üstteki maddeleri es geçmiş ve dışarıya çıkmaya karar vermişsiniz. halka karışmak iki farklı insan yüzü görmek dururken laptop ı açıp laptop ekranına gömülmek kesinlikle cool değil. (;> mailime bakıcam bi iki dakka facebook bakiim falan bunlar boş bahaneler tekrar ediyoruum Cool değil. Hatta Çok itici.(;>
Benim aklıma ilk gelenler bunlar eklemek isteyen varsa buyursun. Sevgiler Saygılar Sosyal kalın . . .
23 Mart 2009 Pazartesi
Zeka Üzerine

efendim piyasadaki zeka testlerine verilen cevaplar ve bu testi çözenin yaşı göz önüna alınarak zeka ölçülür efendim. peki neye bağlıdır bu zeka küçükken çok balık yesek gözlerimiz süper görür. elma yesek dişlerimiz daha sağlam olur gibi bi kıstası varmıdır. hergün bir avuç fındık şüphesiz buna da ii geliyordur ama onun dışında cevizin zekaya katkısı olduğu söylenir.
zeka beynin ağırlığıyla orantılıdır dienler vardır. normal insanların beyin ağırlıkları ortalama 1450gr civarında kabul edilirken. 40 ünlü büyük adamın beyni nin ağırlıklarını ortalaması 1500 gr ın üstünde bulunmuştur.Ancak bu konuda kesin bir şey sölenememektedir. zira balina fil gibi yaratıklar düşünüldüğünde vay be bizde zeka bi buşuk kilo ama abi baksana bunlarda kaç kilo zeka var diebilmek pek mümkün diildir.
beyin ağırlıkları gr olarak;
kirpi 3,4
ev kedisi 31,4
jibon 89
köpek 100
domuz 150
mamoset(ipek maymun) 39
inek 350
goril 430
at 500
insan 1400
hindistan fili 4000-5000
finval(balina) 6000-7000
başka bir kanı, beyin ağırlığı ile vicut ağırlığının oranına bakmak olarak ortaya atılmıştır. aranızda dougles adams okuyanlar varsa her otostopçunun galaksi rehberi dizisinde ki, diziden kastım 5 kitaptır(sadece filmi izleyenler hikayenin özetinin özetini izlemiş birinden hikayeyi dinlemiş gibi kabul edebilirler kendilerini hehe),labaratuar farelerinin asıl deneyi yapan oldukları ve bilim adamlarının asıl denek oldukları, sonucu etkilememek için se bilim adamlarına deneyi biz yapıyormuşuz gibi gösterdikleri anlatılır. ilk duyduğunuzda saçma gelebilecek olan bu hikaye beyin ağırlığı-vicut ağırlığı oranları göz önüna alındığında ve aşağıdaki tabloya bakıldığında tekrar değerlendirile bilir.
beyin ağırlıklarının vicut ağırlıklarına oranı;
finval (balina) 0.0045
goril 0.16-0.20
şempanze 0.75-0.80
hindistan fili 0.27
köpek 0.22
arı 0.5
yetişkin insan 2-2.6
ev faresi 3.0-3.2
koata veya örümceğe benzer maymun 6.6
sonuç olarak bu yazının amacı, kendini en zeki canlı türü zanneden biz insanların bir takım şeyleri tekrar düşünmelerine teşvik etmektir. belkide sandığımız gibi bizler en zeki canlılar değilizdir. en zeki olanlar grip virüsü tabir ettiğimiz varlıklardır. yada okyanuslarda yaşayan tek hücreli mikro organizmalardır. belkide zeka en performanslı şekilde yaşamaktır. (;> sevgiler saygılar, zeki kalın . . .
11 Şubat 2009 Çarşamba
Son Yazma Aralığı
Merhabalar arkadaşlar, Bu yazımda son yazma aralığı dediğim aralığı tartışmaya açmak istiyorum. ne zamandır bir tartışma yazısı atılmadı eh vakti gelmiş o zaman. şimdi öncelikle terimi açıklayalım. kendi uydurduğum bir terim olduğu için bilmemeniz çok normal.Şimdi bir kızla erkek tanıştılar. ve görüşmeye başladılar. yüz yüze dialoga girdikleri süre arttıkça birbirlerine yazmak için olan azan aralığı daralır. yani yeni birisiyle tanıştınız görüşüyorsunuz ama niyetinizi belli eder bir hareket yapmadınız aradan zaman geçiyor siz hala bir hamlede bulunmuyorsunuz. işte o geçen zaman sizi o kişiyle normal arkadaş hatta daha kötüsü kanka olma yolunda sürüklüyordur. Şayet herhangi bir hamle yapmak için çok geç kalırsanız bir de bakarsınız ki çok yakın arkadaş yada kanka oluvermişsinizdir. olaya böyle yaklaşırsak sizce bu süre ne kadar dır. 5 erkek 5 te hatun tanıdığımızın fikrini aldık. yanıtlar aşağıda, FarmerFam arkadaşımıza bu konudaki yardımlarından ötürü teşekkür ederim.
erkek 2; 1 haftanın sonunda halledilmiş olmalı toplamda 3 kez görüşülse o bir haftada 4 er saatten (ki çok fazla bence) 12-16 saat arasında yazılmalı. max 16 de.
erkek 3; 4 saat falan benim için ama unuz süre arkadaş kaldıktan sonra değişen ilişkilerde gördüm.
erkek 4;2 şer 3 er saat görüşmeler olarak düşünüyorum 3-4 görüşme sonra hala bir numara yoksa olmaz o iş 10-12 saat başbaşa görüşme diyebilirim.
erkek 5; 3. gün üstüste birlikteyseniz ve hala yazmadıysan geçmiş olsun, ilk gün 4 saat diyelim ikinci gün 3 saat üçüncü günde 4-6 diyelim yaklaşık 13 saat
hatun 1; 4 ay diorum. saa tolarakta her görüşme 4 saat desek haftada 2 görüşmeden 32 saat.
happyowlironic; hehe lan çocuk sana 32 saat yazmasa, sen yazarsın çocuğa 4 aybeklermisin sen hiç
hatun 1;beklememm hihihi
hatun 2; benim için farketmez yoktur öle bi süre, mesela eski erkek arkadaşımla 10 kere
görüştük bişi yoktu sonra bi konsere gittik beraber, yakınlaştık.
hatun 2; hatun 3' cüğüm , şimdi kendisini bilime adamış bazı arkadaşlarımız bir araştırma yapmaya karar vermiş, senin de görüşün almak istiyoruz:
bir er kişi ve bir dişi birbirlerinden hoşlandıklarını bi şekilde belli ediyorlar bir vakit
sonra aradan zaman geçiyor ...Sence, kaç dakika, saat, gün, hafta sonra bunlar kanka olma ihtimali doğar ? soro budur..buyur bakalım hatun 3; o hatun kişi ben olsam ertesi gün lakin normali 2-3 aydır kanımca
hatun 2; saol canım .
(soru yalnış aktarılmış gibi geldi bana devreye girme ihtiyacı hissettim)
happyowlironic; bir çocukla tanıştınız hoşunuza da gitti, sizin bir belli etmeniz lazım niyetinizi yada hamle yapmanız lazım, ama bunu yapmıyor ve bekliyorsunuz. yüz yüze görüşüyorsunuz bu arada çocukla niyetinizi belirtmek için ne zaman çok geçtir yani ne kadar süre geçtikten sonra artık o çocukla kanka olmuşsunuzdur.
hatun 3; hım yok öle bişi
happyowlironic; işte o son yazma süresi dediğim süreyi arıyoruz
hatun3;her zaman yazılabilir
hatun 4; bunun bir çok sınıfı olabilir adam çok iyibir konuşmacı ve profesyonelse eğer bu 4 buluşmadan da uzun sürebilir ama sıradan bir beyne ve tecrübeye sahipse kendini ilk buluşmada belli eder tecrübelerim böle dio
hatun 5; 3. buluşma diorum ben.
yorumlar şu an itibariyle açılmıştır. buyrun müzakereye;
Araştırmacı müzakereci Happyowl iyi günler diler.
22 Ocak 2009 Perşembe
Fücur'un 3000 Albümü
Evet sevgili Derleme okuyucuları, yazılardan uzak kaldığım süre boyunca izlemeye devam ettim fakat artık tekrar aktif olarak katılabileceğimi bildirmekten mutluluk duyarım. Yarım bıraktığım bazı yazı dizilerini tamamlayacağım fakat öncelikle benim için önemli olan bu olayı paylaşıma açıyorum.Arşivimin 3000. albüme ulaşması münasebeti ile çeşitli şarkılardan derlenmiş bir albüm ve bu albümün çalınacağı bir akşam planlıyorum !! Evet şarkıları sizin seçiminize bırakıyorum. Parçaların seçimi aşağıda belirlediğim kategorilere göre yapılmalı. Her soru için bir şarkı seçin ve sonunda 12 parçalık bir albüm oluşturalım.
1998 tarihinden beri toparladığım kaset, CD ve 33lüklere 21. yüzyılın en büyük müzikal icadı olan MP3 de dahil olunca bu günde 3000 LP rakamına ulaştım. Bu arşivi oluştururken bana yardımcı olan müzik konusundaki engin bilgileriyle büyüklerime ve heyecanlı, istekli dinleyici kitlesi olarak küçüklerime gönülden teşekkürlerimi sunarım.
Sorulara gelince ;
1- Müzik tarihi için en devrimsel şarkı sizce nedir ?
2- Rock müziği tanımlayacak tek bir şarkı seçme hakkınız olsa ?
3- Jazz'ı insanlara sevdiren adamın şarkısı nedir ?
4- Blues için söylenebilecek 3 akordan fazlasıdır dediğiniz parça ?
5- ve.... yazıldı mertlik bozuldu ! dediğiniz şarkı nedir ?
6- Her dinlenildiğinde aynı duyguya kapıldığınız parça nedir ?
7- Evet o kadar çok kez çalındı ki ama kimse onun gibi çalamaz dediğiniz şarkı ?
8- "Ve o/onlar bu işin tanrısıdır ki bunun en büyük kanıtı şu şarkıdır" dediğiniz ?
9- Ne olursa olsun bu parçayı dinlemekten sıkılmayacağım dediğiniz ?
10- "İkimizin şarkısıydı, lanet olsun hiç aklımdan çıkmıyor" dediğiniz şarkı ?
11- Herkesin ilk dinlediğinde aklında kaldığına ve sevdiğine inandığınız parça ?
12- Kasedini almak için para biriktirdiğim ilk şarkı dediğiniz ?
Sorular cevaplandığında ilgiye göre yer ve zaman belirleyip seçtiğimiz şarkıları bir gece dinleyeceğiz ve akabinde güzel bir canlı müzik ziyafetine dahil olacağız.
15 Ocak 2009 Perşembe
Zod Modu ? 2008 01 15

İşte böle bir zamanda işten çıkmış yorgun argın bitkin hafta ortasıyken, hiç hesapta olmayan kararlar alarak Zodyac a geldim. Fonda çalan hafif jazz eşliğinde akmaya çalışıp akamayan trafiğe takıldı gözüm. Trafiğin bu tarafında olup oturup biramı içerken yemeğimi yerken trafiğin sıkıştığını görmek ayrı bir haz veriyor insana. bu o an evine gitmeye çalışan insanların acı çekmesinden zevk almak değilde daha çok doğru bir karar vermenin verdiği hafiflik ve rahatlık gibi bir şey. anlatması zor bir duygu.
İşinden çıkıp evine ulaşmaya çalışan insanlara tavsiyem özellikle hafta ortasında kendilerine bir es vermeleridir. İş çıkışı sevdikleri en yakın mekana gitsinler bir kadeh birşey içsinler, yemeklerini dışarda yesinler iş çıkış zamanını geçirip eve gitmeyi denesinler ve eve ne kadar geç gittiklerine bir baksınlar. Şayet otobüs dolmuş benzeri toplu taaşıma aracı kullanıyorsanız farkın yarım saat yada en kötü 1 saati geçmeyeceğini göreceksiniz. Ancak asıl farkı haftanın kalan iki gününde yapacaktır. daha zinde olucaksınız hafta sonuna çok ta yorgun girmeyeceğiniz için kendinize zaman ayırabileceksiniz hafta sonu. . .
En azından ben böyle düşünüyorum. Araştırmacı vede denemeci yazarınız happy owl ironic zodyac tan denerr (;> sevgiler saygılar . . .
7 Ocak 2009 Çarşamba
Metrodaki Kemancı
Arkadaşlar bu yazıyı sevdiğim bir gezgin arkadaşımın myspace adresinden olduğu gibi aktarıyorum.Kendisinin adresi; http://gamzetuysuz.spaces.live.com/'dur vakit buldukça kontrol etmenizi tavsiye ederim. sevgiler saygılar.
Metrodaki Kemancı
Soğuk bir Ocak sabahı, bir adam Washington DC'de bir metro istasyonunda, kemanla 45 dakika boyunca altı Bach eseri çalar. Bu süre içinde, çoğu işe yetişme telaşındaki yaklaşık bin kişi kemancının önünden geçip, gider.
Kemancı çalmaya başladıktan ancak üç dakika kadar sonra, ilk kez orta yaşlı bir adam kemancıyı fark edip, yavaşlar ve birkaç saniye sonra da gitmek zorunda olduğu yere yetişmek üzere yine hızla yoluna devam eder.
Kemancı ilk bir dolar bahşişini bundan bir dakika kadar sonra alır. Bir kadın yürümesine ara vermeksizin parayı kemancının önüne koyduğu kaba atarak, hızla geçer, gider.
Birkaç dakika sonra, bir başka adam duraklayıp, eğilerek dinlemeye başlar ancak saatine göz attığında işe geç kalmamak için acele ettiğini belirten ifadelerle hızla yoluna devam eder.
En fazla dikkatle duran ise üç yaşlarında bir oğlan çocuğu olur. Annesinin çekiştirmelerine rağmen, çocu k önünde durur ve dikkatle kemancıya bakar. En sonunda annesi daha hızlı, çekiştirerek çocuğu yürümeye zorlar. Oğlan arkasına dönüp dönüp kemancıya bakarak, çaresizce annesinin peşinden gider. Buna benzer şekilde birkaç çocuk daha olur ve hepsi de anne, babaları tarafından yürümeye devam için zorlanarak, uzaklaştırılırlar.
Çaldığı 45 dakika boyunca kemancının önünde sadece 6 kişi, çok kısa bir süre durur. 20 kişi duraklamadan, yürümeye devam ederek, para verir. Kemancı çaldığı süre içinde 32 dolar toplar. Çalmayı bitirdiğinde ise sessizlik hakim olur ve kimse onun durduğunu fark etmez, alkışlamaz.
Hiç kimse onun dünyanın en iyi kemancısı Joshua Bell olduğunu ve elindeki 3,5 milyon dolarlık kemanla, yazılmış en karmaşık eserleri çaldığını anlamaz. Oysa Joshua Bell'in metrodaki bu mini konserinden iki gün önce Boston'da verdiği konser biletleri ortalama 100 dolara satılmıştı..
Bu gerçek bir hikayedir ve Joshua Bell'in ö ylesine bir kılıkla metroda keman çalması, Washington Post gazetesi tarafından algılama, keyif alma ve öncelikler üzerine yapılan bir sosyal deney gereği kurgulanmıştır. Sorgulanan şeyler; sıradan bir yerde, uygunsuz bir saatte güzelliği algılayabiliyor muyuz? Durup ondan keyif alıyor muyuz? Beklenmedik bir ortamda, bir yeteneği tanıyabiliyor muyuz? İdi...
Bu deneyden çıkarılacak kıssadan hisse ise, dünyanın en iyi müzisyeni, dünyadaki en iyi müziği çalarken, önünde durup, dinleyecek bir dakikamız dahi yoksa, başka neleri kaçırıyoruz acaba?
20 Ağustos 2008 Çarşamba
Deserthawk 'a ne oldu ?!?

1- deserthawk iran' a iner inmez kraliyette yüksek mevkide bir yer edindi, ve artık bizleri unuttu.
2- deserthawk iran' girişte taşınabilir hdd lerinde yada laptop ında bulunan mp3 lerdeki açık saçık sözler nedeniyle tutuklanıp mp3 çalarlarının kesilmesini bekliyor.
3- deserthawk iran' güzeli bir hatun ile tanıştı orda evlendi sonra 4 hatunla daha tanışıp evlendi ve şu anda lan ne dönücem geri dior.
4- iran deserthaw ı tutukladı, amerika ile anlaşma masasına oturmaya çalışıyor.
... benim aklıma gelenler bunlar sizin aklınıza gelen başka oplasılıklar varsa paylaınız sevgi saygı . . .
FarmerFam;
5- bize haber vermek için fitnefucur a yazı atmaya çalışırken yakalandı, iran internetine fitne sokmaya çalıştığı sanılarak laptop ına el koyuldu.
6- iran a gidiyorum ayağına şirketi dolandırdı kız arkadaşıyla bahamalarda mojito içiyor.
HappyOwlIronic;
7-irana gidiyorum ayağına bizi kandırdı, evde sabahtan akşama bilgisayar oynuyo.
Fücur;
8-Mete ırak'a gitti, nispet olsun diye irana gidip orada çarşaf altından cetvel gösterme diye tabir edilen harekete öncülük ediyor
6 Haziran 2008 Cuma
Teknolojik Dedikodular
ikinci dedikodumuz apple dan taşınabilir cihazlar ın arasına ipod touch ı kattıktan sonra, tamam bu taşına biliyorda tam olarak diil sanki dien apple yetkilileri, biz çıkaracağımız yeni nesil taşınabilir aleti tam taşınır yapalım güneş pili olsun üzerinde kendi kendinin pilini doldursun, bölelikle müşterilerde özgürlüğün tadını doyasıya çıkarsınlar demişler. işte budur demek istiyorum. bu adamlar teknolojiyi uzaylılardan alıyor olabiilirler o yüzden etkili bir güneş pili yapıcak adamlar bunlardır. baktılar bire birde pilden kazandıkları enerji cihazı çalıştırmaya yetmiyo daha az enerjiyle çalışanını yaparlar gene yaparlar, inanmak istiyorum bu ddikoduya ve apple ı destekliyorum.
silentmoon dan teknolojik dedikodu;
diablo 3 çıkıcakmış.
Atıl dan teknolojik dedikodu;
apple normal iphone u daha da geliştirip iphone 3g çıkartıyormuş.
ayrıca eklemeden edemeyeceğim bir dip not;
biz nie teknolojik aletlere %18 vergi veriyoruz arkadaşlar. geri kalalım teknoloji kullanmayalım die mi? amaç ne yani. elin yabancısının elinde dandik zox marka mp3 çalar gördüğümde şok olmuştum. lan sizin orda sudan ucuz apple lar sony ler bilmemneler sen gittin gide gide bunu mu aldın bi de it support istiyon buna la get diesim gelmişti. şimdi de aklıma geldi paylaşmak istedim. nie teknolojik ürünleri normal fiyatının yaklaşık %118 ine alıyoruz? ki %20 desek 5 te biri kadar fazla para veriyoruz demek bu da 2bin ytl ödediğiniz bir laptop ın asıl fiyatının 1600 ytl olması gibi bişi. peki biz yıllardır bunu veriyoruz da nooldu devlete bi faydamız varmı? bence yok en büyük faydamız ucuza dandik üretim yapan taklitçi doğu ülkelerine olmuştur herhalde. çünkü biz bu %18 vergi sayesinde kaliteden ödün veriyoruz milletçe.
fücur dan dip not' a ek;
pırlantanın vergisi yokmuş, ama vakıf üniverstesinin varmış.
19 Nisan 2008 Cumartesi
Garip Reklam Anlayışı
14 Nisan 2008 Pazartesi
Süper Kahramanlar ve Dilimize Girişleri


bırakılmamıtır
yada hepsi türkçeye çevrilmemiştir?26 Ekim 2007 Cuma
Ruh Hallerine Gore Ickiler
12 Mayıs 2007 Cumartesi
Bira ve Şarap Atıklarından Elektrik Üretildi (;>

19 Nisan 2007 Perşembe
Einstein Kopyalanırsa ?!?
şimdi arkadaşlar internette gezinirken şöle bir bilgiyle karşılaştım.
1955 yılında, Einstein öldüğünde, Thomas Harvey adlı bir patolog, incelemek üzere beynini koruyarak örnekler aldığı söyleniyor.
peki ya bu örnekler halen korunuyorsa. Ve günümüz deki kopyalama teknolojisiyle Einstein kopyalanırsa, bu sizce insanlık adına mütiş bir gelişme sürecinin başlangıcı mı olur? yoksa yokoluşun başlangıcı mı?