Araştırma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Araştırma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ocak 2012 Perşembe

Araba kullanırken dinlenesi şarkılar...


Hepinize selam olsun, bu yazının amacı sizin de katılımınız ile araba kullanırken dinlemekten en çok zevk alacağımız şarkıları belirlemek. yazıya yapacağınız yorumlar doğrultusunda yazıyı editleyip bir derleme listesi oluşturmayı planlamaktayım. Şimdi Top Gear adındaki ingilterede yayınlanan program mesaj ve internet oylarıyla "best driving songs" adı altında bir anket düzenledi. bu anket sonucu 5 adet şarkı belirlediler. ve 07 ağustos 2005 te yayınlanan bölümde de yine oylamalar sonucu bu 5 şarkıyı sıraladılar. Sizlere sadece bir fikir vermesi açısından onların listesini paylaşıyorum;

5 - deep purple _ highway star
4- steppenwolf _ born to be wild
3- meat loaf _ bat out of hell
2- golden earring _ radar love
1- queen _ don't stop me now

Evet gençler ve genç kalanlar BBC topgear programının listesi böyle sıralanıyor. Peki siz ne dinlemek istersiniz. Şöyle araba kullanmaktan zevk vericek. Gaza biraz daha basmanız konuzunda kulağınızda ısrar edicek şarkı hangisi yada hangileri olur?

Chris Rea - Road To Hell diyerek ilk oyu vereyim :)
Manowar - Wheels Of Fire..


Robert Plant - Big Log



MSG- Anytime


Zeki Müren - Seviyorum işte var mı diyeceğin ?



Bbm - can't fool the blues


24 Aralık 2011 Cumartesi

Christmas nedir? Noel nedir? hakkında kafama takılanlar ...


Noel denilen şey aslen bir pagan bayramı mıdır?

Hıristiyanlar bu kutlamalara bakıp lan ne güzel eğleniyorlar bizimde bayramımız olsun mu demişlerdir?

Peki ne pagan ne de hıristiyan olan bizler noel zamanı geldi diye etrafı süslerken hangi tarafın bayramını kutlama daha yaklaşıyoruz?

Sevgili hükümetimiz niye hala bu konuya bir el atıp "Bundan sonra yılbaşı arifesinde evde oturulup tombala oynanıcak, kola çerez tüketilicek, etraf süslenmeyecek" diye bir kanun çıkarmıyor?

Şu tavana ökse otu asma, altına denk gelirsende "vay efendim madem ökse otunun altındayız o zaman öpüşelim gelenek yerini bulsun" geyiği sadece noel de mi geçerlidir? Yoksa yılın herhangi bir zamanı uygulanan bir gelenek midir?

İşte bunlar kafama takılan sorular. Cevabını biliyorsanız. Bildiğinizi düşünüyorsanız. Yada bunlar hakkında bir yorumunuz varsa beni aydınlata bilirseniz çok sevinirim. Hepinize iyi yılbaşı arifeleri dilerim. Saygılar sevgiler...

28 Nisan 2010 Çarşamba

Unutulan Iphone

Teknoloji camiası neyi konuşuyor, derseniz barda unutulan i phone u(;>

peki ala, hala bilmeyenleriniz varsa hikayeyi kısaca baştan alalım. bir apple çalışanı cebine yeni iphone prototipini koyup bir bara gidiyor. ve nasıl oluyorsa telefonun prototipini burda unutuyor. ve birisi bunu buluyor hey şuna bakın tamamen yeni model bir iphone diyor ve gizmodo sitesiyle bağlantıya geçiyor. gizmodo dediğimiz site teknoloji ve apple haberleri veren bir blog. ve gizmodo dakiler bu adamdan telefonu 5000 dolara satın alıyor. incelemeye başlıyorlar ve sonuçta bunun gerçektende apple a ait bir prototip olduğu kararına varıp bunu sitelerinde yayınlıyorlar. bunun gerçek olduğunu uydurma haber olduğunu ucuz bir kopya olduğunu konuşurlarken vurucu hamle apple dan geliyor. ve gizmodo sitesine bir mektup yazarak ürünün kendilerine ait olduğunu ve geri iadesini talep ediyorlar. ve bommm piyasaya duyurulmamış bir ürünün resimleri heryerde dolanıyor. gizmodo dakilerde ürünü iade ediyorlar ancak tamamiyle söküp inceleyip geri topldıktan sonra tabiki.

İşler buraya kadar yeterince garip diilmiş gibi, poliz gizmodo editörünün evinin kapısdını kırıyor içerdeki sunuculara bilgisayarlara el koyuyor. arama emirleri var ellerinde yasa dışı bişiler mi arıyorlar pek bir fikrim yok ve gizmodo editörü polis departmanını dava etmeye hazırlanıyor. Yasalardaki haber kaynaklarının korunması maddelerine dayanarak.
Şu an için tartışılan nokta blogger ların haberci yada basın sayılıp sayılmayacağı, polisin haksız olduğu, apple çalışanının barda bir prototip unutacak kadar sarhoş olmak için ne içmiş olabileceği (;> ne içtiyse öğrenip ondan içmemiz gerek sanırım. İşte konuşulan konular bunlar. Tüm bu olan bitenin bir düzmece reklam kampanyasının bir parçası olduğunu düşünenlerde var tabi. prototipi unutan adamın hala apple da çalışıyor olması en büyük dayanakları. bunun yanında bu adamı apple ın kovmamasının sebebinin apple imajını zedelememek alduğunu düşünenlerde var.
Peki siz ne düşünüyorsunuz?

http://gizmodo.com/5520471/the-tale-of-apples-next-iphone?skyline=true&s=i

27 Nisan 2010 Salı

Neler Oldu Neler . . .



Evet tayfa, bir müddettir sakin sakin duran bloğumuz bahar uykusundayken dünyada neleeeer oldu neleer. şöyle bir üzerinden geçelim dedim.

İlk olarak dahi astrofizik profesörü Stephen Hawking çok ilginç bir belirleme yaptı. Uzayın boyutlarını göz önüne aldığımızda bizim dışımızda başka yaşam formları olduğuna inandığını söyleyen Hawking, bunlarla temanstan kaçınılması gerektiğini söyledi. Deli gibi biz burdayız sinyalleri gönderirken uzaya gelip bizi bulurlarsa dünyadaki kaynakları kullanıp bizi köleleştireceklerine dikkat çekti (;> Mence mantıklı yani şimdiden biz dünyadaki kaynakları tüketmeye başladık bile hatta uzayda yaşam için gerekli maden kaynak arayışındayız.
http://www.ntvmsnbc.com/id/25086597/


İkinci garip olaya Jennifer McCreight önayak oldu. İsimden tanıyamadınız değilmi (;> Şimdi hikaye şöyle gerçekleşti, iranlı bir din adamı depremleri kadınların göğüslerini gösteren dekolteler giymelerine bağlayınca bu bizim Jennifer abla çok sinirlendi bu olaya. Gel gör ki Jennefer ablanın blog u da var.(http://www.blaghag.com/) Hemen geçti bilgisayar karşısına bloguna yazmaya başladı. Boobquake yani göğüsdepremi adını vverdiği bir deeney yapmaya karar verdi. deney basitti mümkün olan max sayıdaki kadın göğüs dekolteli giysilerini aynı gün giyecekler ve deprem oluyormu oluyorsa gücü ne bu gözlemlenecekti. Bloğunda bu deneyi şu sözlerle duyurdu;
“26 Nisan’da göğüs çatalımı en çok gösteren tişörtümü giyip deneye başlıyorum. Diğer araştırmacı kadınları da aynı şeyi yaparak, göğüslerine atfedilen süper güçleri test etmeye davet ediyorum. Tüm bu rezil beden görüntüleri birleştiğinde eminim ki kocaman bir deprem yaratmayı başaracağız”
Ve bilin bakalım nooldu. twitter vede facebook camiası çok sevdi bu Jennifer ablayı bu hareket çığ gibi büyüdü. Sonuç dün bir deprem olmadı. İranlı din adamının sölediği fos çıktı. yada öle bi enerji birikti ki bu yakınlarda yer yerinden oynayacak hazırlıklı olun (;>
http://www.ntvmsnbc.com/id/25086895/


Ve Nuh un gemisi Ağrı dağında bulundu. en azından %99.9 geminin ona ait olduğunu sanıyorlarmış. Aralarında Çinli ve Türk araştırmacıların olduğu bir grup diye başlayınca haber insanın aklına hemen isviçreli bilim adamları ile başlayan saçma araştırmaları getiriyor, ama olmayan bir göl canavarı üzerinden turizim patlaması yaşayan ülkeler varken, ortada bir gemi enkazı kalıntısı buluntusu varsa hiç kurcalamayıp, nuh un gemiside burdadır diyerek etrafına otel konaklama yeri temsili nuh tufanı hayvanat bahçesi falan döşemek lazım acilinden. Ordan yöre halkı çok ekmek yiyeceği gibi Ülke genelindeki turistik gelirlere de kaykı sağlar. kafası sallanan Nuh araba süsleri, küçük Nuh gemileri gibi hediyelik eşyalar ilk aklıma gelenler(;>
http://www.ntvmsnbc.com/id/25087095/

Bunlar dışında kulağımıza gelen haberlerden sony nin japonyada flopy disk satışını durdurması var mesela ki insanda ister istemez hala satıyomuymuş adamlar yaw dedirtiyo sene oldu 2010 adamlar daha yeni durduruyorlar satışları.

Sevgi Saygı Sağlık Sıhat Sizlerle olsun. Birdahaki post a kadar görüşürüz Tayfa . . .

27 Ocak 2010 Çarşamba

Dokunmatik Gitar



Evet sevgili arkadaşlarım her geçen gün teknoloji bize yeni bir ürün sunuyor. Bu sefer de gitarı dijitize etmişler dokunmatik bir gitar ile çıkmışlar karşımıza.
Misa Dijital firmasının ürettiği bu dijital gitarda normalde perdelerin bulunması gereken yerde bulunan dijital multi touch bir ekran sayesinse sesi elde ediyoruz. Linux çekirdeği üzerinde çalışan bu alet basit bir midi modülü ile ses çıkışını sağlıyor. Ayrıca cihaz üzerinde bulunan ethernet portu sayesinde SSH üzerinden yada uzaktan bağlantı ile çalınabileceğini söylemekteler.

Videosuna buradan ulaşabilirsiniz...

17 Aralık 2009 Perşembe

Yılbaşında Ne Yapmalı Anketi Hakkında


Yapmış olduğum bu ankate katılım o kadar düşük oldu ki, iyiki anketör falan olmamışım aç kalırdım mazallah dedim kendi kendime. Sonuç olarak genede anketimi yorumlayıp sayfadan kaldırıcağım.


Evde çerez ve kareoke yapmak istemiyoruz anladığım kadarıyla.

Şehir dışı yatılı eğlenceye çok soğuk bakmıyoruz hani iyi bişiler olsa gideriz gibi duruyo. Şöyle bolu tarafları göl kenarı, otelde kalmalı bişiler mi araştırsak?!?

Erken yatmalı bol uykulu sistem de hiç fena diil ve destek görüyor derleme ekibi tarafından. Yorucu bir yıl oldu hakikaten. Özel günleri özel günlerde kutlamama kararı almıştık hatırlatırım, ki bu da yılbaşını yılbaşında kutlamamak demek oluyor. Hatta yalnış hatırlamıyorsam geçen sene yılbaşında almış olabiliriz bu kararı. Gereksiz kalabalık, gereksiz pahalı fiyatlar, gereksiz trafik, gereksiz sıkıntıların hepsi yılbaşı gecesi bizi bekleyecek o yüzden. Yılbaşında erkenden yatıııp bol uyuyup dinlenip ertesi gün zinde kalkıp kendimize vakit ayıra biliriz. Bu da çok olası benim için açıkçası.

Ama tabi 1 kişi farklada olsa ankete katılan derleme tayfasından çoğunluğun kararı gene bol alkol müzik dans eğlence üzerine. Bu durumda nerde ne var nerdeki eğlence kaç para gibi bir araştırmaya başlamanın vaktidir gibi geliyor bana.

15 Aralık 2009 Salı

TinEye


Hepinize selamlar. İşte yepyeni bir teknolojik gelişmeyle karşınızdayız. henüz tam anlamıyla çalışmıyor ama tamamiyle çalışmadığını da söyleyemiyeceğim. Google ın resim arama motoru üzerine çalıştığını duyanlarınız vardır eminim ki aranızda. google dan önce TinEye bu işlemi gerçekleştirmiş.
şimdi Panik yapmayın. öncelikle benim aklımdaki resim aramasından biraz farklı olduğunu açıklamalıyım. ben benzer resimleride getireceğini falan düşünüyordum. onun yerine aynı resimleri bulup getiriyor. ee bunun ne faydası var şimdi diorsanız şöleki bir tanıdığın tanıdığı gazetedeki cilt ürünü reklamındaki hatunu çok beğenip kim acaba bu die merak etmiş ve bu site sayesinde kim olduğunu bulmakla kalmamış aynı zaamnda dier resimlerine de ulaşmış.
Sizler için kendimi feda edip hemen register oldum ve denemeye başladım. login olmadan da arama yapabiliyorsunuz bu arada.
öncelikle TinEye ın bir firefox eklentisi mevcut ki bu beni baya bi dertten kurtardı. ilk olarak kendi resmimi gönderdim. arattım birşey bulamadı. (;> hem üzüldüm hem sevindim. Abuk subuk yerlerde benim resmimi kullanan birileri olduğunu bilmek rahatsız edici olurdu herhalde. hemen bir iki türk ünlüsünü denedim 1 yada 2 gibi zayıf sonuçlar edindim. bende yurt dışına açılıp dünyaca ünlü isimleri denedim. 60 70 gibi rakamlara ulaştı. sonuç olarak TinEye henüz beta sürümünde. ve kendileri de sınırlı database te arama yaptıklarını söylüyorlar. ancak gelecek vadediyor. bir deneyin derim ben. Sevgiler Saygılar.
site adresi;
http://www.tineye.com/

plugini için ;
http://www.tineye.com/plugin

30 Eylül 2009 Çarşamba

Mevlana' yı hatırlamak

Mevlananın doğum günü olan bu günde hatırlamak gerek die düşündüğüm için bu post u atıyorum. kendisi doğumu Allah tan ayrılmak olarak gördüğünden ölümü ise Allah a kavuşmak olarak doğduğundan doğum günlerinde sevinçten çok hüzün yaşamıştır die düşünmekteyim. ilgilenen vede araştırmak isteyen arkadaşlar için ; http://www.ntvmsnbc.com/id/25005198/ adresinden detaylı bilgi alabilirler.
bundan 802 yıl önce yaşamış olan mevlanaya Allahtan rahmet dilerim.

Mevlanan' nın zamanında söylediği sözlerden bir kaç örnek sadece;

* Şu dünyada yüzlerce ahmak, etek dolusu altın verir de, şeytandan dert satın alır.

* Ya olduğun gibi görün,
Ya da göründüğün gibi ol.

* Ne olurdu, seninle tatlılaşsaydım; yaşayış zaten acı.
Ne olurdu, sen razı olsaydın benden de, herkes kızsaydı bana.
Ne olurdu, seninle aram düzgün olsaydı da, bütün alemlerle aram açılsaydı, dünya yıkılıp yansaydı.
Sen beni sevdikten sonra malın mülkün değeri mi olur? Zaten toprak üstünde ne varsa hepsi de toprak olacaktır.
Alem O'nunla kaimdir ve O'nsuz olan hiçbir şey yoktur. O'nun rızası, rahmeti, bereketi ve tecellisi olmayan hiçbir şeyin değeri yoktur.

13 Ağustos 2009 Perşembe

Çocukluğumuzun Çizgi Filmleri - 1

Herkese Merhaba,

Farkettim ki yine sevgili blogumuza uzun zamandır yazı yazmış değilim. O yüzden hem bişeyler çiziktirmek hemde benim gibi nostaljik takılmayı sevenlere faydalı olmak için çocukluğumda (Bu dönem benim için 1980 ler oluyor) severek izlediğim çizgi filmlerden bahsetmek istedim. O zamanlar baya bi çizgi film izlediğim için bunu malesef bir yazı serisi olarak yazacağım. Çizgi film diyorum çünkü sanırsam o zamanlar anime kavramı bu kadar yaygın değildi. Yanılıyor da olabilirim tabi.Konunun üstatlarından düzeltmelerini ve yorumlarını esirgememelerini rica ediyorum. Sevdiğim çizgi filmleri hem kendi hatıralarımdan hemde internetten biraz araştırarak paylaşmak istedim.


He-Man: Çizgi filminden önce Mark Texeira isimli bir şahıs tarafından mini çizgi roman olarak yayınlanmaya başlayan bir hikaye. Filmation tarafından çizgi filminin yapılması karar verilince, çizgi romandaki He-Man karakteri revize edilip hikayesi değiştirilmiş. Çizgi romanda; Eternian Kabilesinden olan barbar He-Man, çizgi filmde Eternia kral ve kraliçesinin oğlu olan Prens Adam’a dönüştürülmüş. Bunun dışında Castle Grayskull(Gölgeler Şatosu) ve He-Man’in meşhur kılıcı konusunda orijinal hikayeye sadık kalınmış. Tabi He-Man’in ikiz kız kardeşi She-Ra’yı da unutmamak gerekli. Hemen hemen herkesin bildiğini tahmin ettiğim için kısa geçiyorum.


Robotech: Tek bir çizgi film sanıyordum ama öğrendiğime göre farklı 3 adet serinin ortak ismiymiş. Bu 3 Seri toplamda 85 bölümden oluşuyor. Ülkemizde sanırsam sadece belli bir kısmı gösterildi. Seyredenler hatırlar; hikaye bir bölümde aniden değişivermişti. O zaman çocuk aklımla anlamamıştım. Meğerse TRT birden bire bir seriyi yayınlamayı kesip başka bir seriyle devam etmiş. Bu üç serinin adları; The Super Dimension Fortress Macross, Super Dimension Cavalry Southern Cross ve Genesis Climber Mospeada.Bütün dünyada çok geniş bir hayran kitlesine sahip olan Robotech’in seri animeler dışında uzun metrajlı anime filmleri de bulunmakta. Kendi başına bir tür yaratan (Macross veya Mecha), başarısından dolayı sürekli taklit edilen Robotech’i de anmamız gerekiyordu listemizde.


Voltron: Ülkemizde Voltran olarak okunur. Hangimiz izlemedik, sevmedik? Yapım ülkesi Japonyada 1984-1985 yılları arasında gösterilmiş. Sanırım bizim ülkemizede yine aynı tarihlerde veya 1-2 yıl gecikmeli geldi. Çeşitli araçların birleşip bir robot oluşturması ilk defa Voltron’da ortaya çıkmıştır. Bu anime’de başarısından dolayı çok taklit edilmiş demek istemem ama terkrarlanmış.



Clementine: Dışarıdan bakışta erkek çocukları pek sarmayacak bir hikaye gibi gözükse de, özellikle 6-7 yaşlarında herhangi bir çocuğu çok rahatlıkla psikolojik rahatsızlığa itebilecek bir Fransız Çizgi Filmi. Seyrettikten sonra yarım saat boş boş camdan dışarı bakmamı çok iyi hatırlarım JBunu herkes izlememiş olabilir; konusundan kısaca bahsetmek isterim. Ünlü bir savaş pilotunun kızı olan Clementine, 10 yaşında bir uçak kazasında felç olup, tekerlekli sandalyeye mahkum olmuştur. Bacaklarındaki felce bir çare bulmak için ailesiyle birlikte dünyayı gezmeye başlar. Bu seyahatleri sırasında bir yandan da Koruyucu Meleği Hemera ile birlikte iblis Malmoth’a karşı sürekli mücadele halindedir.Serinin yaratıcısı Bruno-René Huchez, hikayeyi, kendi çocukluk anılarından oluşturduğunu belirtmiştir. Serinin 2006 yılı

nda dvd si çıkmıştır. Dediğim gibi kesinlikle 6-7 yaşındaki çocuklara izletilecek bir çizgi film değil.


Les Mondes Engloutis: Ülkemizde “Kayıp Dünyalar” ismiyle yayınlanmıştır. Yine bir Fransız çizgi filmi. 26 bölümlük 2 Sezondan oluşan “Kayıp Dünyalar” dönemin Fransız çizgi filmleri gibi biraz bunalım bir atmosfere sahip. Hikaye kısaca özetlemek gerekirse; Dünya üzerinde yaşanan büyük bir felaketten sonra sağ kalanlar yer altına inip Arkadia kentinde güvenli bir şekilde yaşamaya başlarlar. Yer altında ışık ve hayat kaynağı olması için Tehra isimli yapay bir güneş yaratırlar. İnsanların yüzeye

dönmelerini engellemek için yaşlılar, eskiye ait her kaydı ve arşivi toplarlar ve kilit altına alırlar.Ama birgün Tehra isimli yapay güneş ölmeye b

aşladığında birşeyler yapılması gerekmektedir. Bir grup Arkadialı çocuk gizlice yasak kütüphaneye girip yüzeyle ilgili bilgileri öğrenince hikayemiz başlar. Dönemin çizgi filmlerine göre oldukça derin bir konusu olan “Kayıp Dünyaları” da saygıdan listeye aldım.


Space Adventure Cobra: Kısaca Cobra olarak da bilinmektedir. İlk önceleri ki sanırım 1974 yılıymış, manga olarak başlayan seri tutulunca ilk başta anime film sonrada anime serisi olarak çekilmiştir. Star Wars’daki Han Solo karakterine çok benzeyen Cobra, gemisiyle kaçakçılık,korsanlık yaparken bir yandan da acayip uzaylılarla uğraşmaktadır. İzleyenler hatırlayacaklardır, Cobranın normalde bir kolu Psychogun isimli bir silahtır ve doğrudan beynine bağlıdır. Azda olsa adult içerikli bir anime seyretmeyenlere tavsiye ederim.


Transformers: Anlatmaya gerek var mı? Çizgi filmin başarısından sonra, bu kadar yıl geçse bile Hollywood bu cevheri unutmadı. İki film çevrildi. Daha da çekilsin izleyelim. O araçların dönüşme sebebini kim hatırlamaz ki?


Thundercats: Orijini Amerika olmasına rağmen zamanının Japon animeleri kadar kaliteli bir seri. O kadar çok sevildi ki, Simpsons veya Sout Park gibi nispeten modern çizgi filmlerden önce en çok sezon gösterilen çizgi filmlerden birisi oldu. İlk sezonu yanlış duymadınız 65 bölümden oluşan arada uzun bir filmi bulunan ve 20 şer bölümlük 2,3 ve 4. sezonla devam eden mükemmel bir çizgi film.


Evet yazımız çok uzadı. Artık diğerlerini de öbür yazımızda inceleyelim. Görüşmek üzere der, esenlikler dilerim.



25 Temmuz 2009 Cumartesi

İçki Adabı


İçki içerken Şerefe demek ?!?
Bu konu ile ilgili aldığım maili sizlerle de paylaşmak istedim.işte mail saygılar sevgiler . . .

Kimi Sağlığına der, kimi Mutluluğuna.. .
Ruslar "nazdrovya" der, Rumlar "stinigia"...
Bizde ise konu daha hoş ve de farklıdır...
Biz "şerefe" ya da daha da özelleştirip "şerefine" deriz...

Bu "şerefe" sözünün nereden geldiğini hiç merak ettiniz mi ya da niye "şerefe" dendiğini?

Cevabı evet olanlar için, kısaca şöyle anlatabiliriz. ...

Zamanın zaman olduğu dönemlerde, içki içmek bir adap, usül işiymiş.
İçki masasına oturan ağır abiler içmeye başlamadan önce kendi aralarında şu anlaşmayı yaparlarmış ;

" Arkadaşlar bu meret şişede durduğu gibi durmaz, her ne kadar yakın ahbap olsak da, bir süre sonra çenemizin bağı çözülür ve olmadık şeyler söyleyip sonradan pişman olacağımız şeyleri anlatabiliriz. Bu masada konuşulan ve anlatılanlar sadece ve sadece bu masada kalacak, söz mü?
Söz!..
Şerefine mi?
Şerefine!!.. "

O günlerde belki de bir yeminmiş bu "şerefine" sözü..

İşte tüm hikaye bu...

MEYHANE DUVARLARINDAN INCILER:


Horoz ötsün ötmesin,
Sabah mutlaka olacaktır.

Zirveye çıkarken herkese selam ver, Çünkü inerken onlarla karşılaşacaksın.

Şişe tıpayı, şarap kupayı, eşşek sopayı sever.

İnsanlar topraktan yaratılmıştır, her an çamurlaşabilirler.

Başımızdan geçenlere değil, Kafamızdan geçenlere içelim.

Büyük Adam olmaya gerek yok, Bizler yalnızca Adam olalım yeter.

Dünyada oturarak başarıya ulaşan tek canlı tavuktur.

Akıllı olup ta dünyanın kahrını çekeceğine, Deli ol dünya senin kahrını çeksin.

Dal rüzgarları affetmişse de kırılmıştır bir kere...

Eşek nereden bilecek ki zevki sefayı; SOR bakalım hiç çekmiş mi kafayı?
(Happyowlironic; Sanırım bu hayyamdan bir alıntı emin olmamakla beraber . . .)

Dünyanın en cesur yaratıkları insanlardır. Öleceklerini bilerek yaşarlar.

Madem dünya hiç, gece de, gündüz de iç.

Hayatın tadını borçlanarak çıkar, Sakın ödemeye kalkma, tadı kaçar.

Şarabın adı kötüye çıkmış, Tadı hoş, Hele bir güzelle içersen, Daha bir hoş.

Eğer sana içki dokunuyorsa, Sen de içkiye dokun.

Yirmi yaşına kadar Hayatı öğrenmeyenin, Otuz yaşına kadar evlenmeyenin, Kırk yaşına kadar köşeyi dönmeyenin, Elli yaşına kadar ölmeyenin İşi çok zor bu dünyada...

8 Temmuz 2009 Çarşamba

Önümüzdeki 1 yılda sinema da neleri bekliyoruz ?!?

Inglourious Basterds yani Soysuzlar Çetesi filminin vizyona giriş tartihini araştırırken, madem başladım bi bakayım bakalım başka hangi iflmler giricekmiş gösterime dedim. Çoğunun gösterime giriş tarihleri değişir muhtemelen ama hangi filmlerin bizi beklediğine dair bir fikriniz olması açısından göz atıla bilir. Sevgiler saygılar. . .


21 Ağustos 2009 - Inglourious Basterds
http://www.sinemalar.com/film/20539/Soysuzlar-Cetesi/









13 Kasım 2009 - 2012
http://www.sinemalar.com/film/7652/2012/

25 Aralık 2009 - The Sorcerer's Apprentice
http://www.sinemalar.com/film/26431/The-Sorcerers-Apprentice/

23 Nisan 2010 - How To Train Your Dragon
http://www.sinemalar.com/film/27024/How-To-Train-Your-Dragon/

06 Mayıs 2010 - The First Avenger: Captain America
http://www.sinemalar.com/film/5353/The-First-Avenger-Captain-America/

07 Mayıs 2010 - Iron Man 2
http://www.sinemalar.com/film/9489/Iron-Man-2/

21 Mayıs 2010 - Jumper 2
http://www.sinemalar.com/film/8258/Jumper-2/

21 Mayıs 2010 - Sherlock Holmes
http://www.sinemalar.com/film/20984/Sherlock-Holmes/

27 Ağustos 2010 - The Last Airbander
http://www.sinemalar.com/film/17664/Son-Hava-Bukucu/

12 Haziran 2009 Cuma

Quotes from Stargate SG-1 Jack O'Neill (Richard Dean Anderson)

Bence pek yorum yapmaya gerek yok ama bu replikleri tam olarak anlayabilmek için Stargate SG1 ı izlemiş olmak kesin olmasada bir ön koşul... :)

İyi eğlenceler...

SEASON ONE
General Hammond: You ever think of writing a book about your military exploits?
Jack O'Neill: I've thought about it. But then I'd have to shoot anybody that actually read it. pause That's a joke, sir.

O'Neill: Oh, c'mon, Samuels. Let me be the cynic around here, okay?

Carter: You know you really will like me when you get to know me.
O'Neill: Oh, I adore you already.

O'Neill: Permission to barge in, Sir?

O'Neill: No, she tried to seduce me.
Jackson: Oh. pause You poor man.

O'Neill: No, sir? Does it say "colonel" anywhere on my uniform?

O'Neill: Perfect. If any little rocks sneak up on us, we will have plenty of warning.

O'Neill: I thought you said it was Greek.
Jackson: Oh, um, Mycenae was an ancient city in the southern Peloponnesus region.
O'Neill: Where's that?
Jackson: Greece.
O'Neill: Why do I do that?

O'Neill: We'll just have to cross that bridge when we come to it.
Bra'tac: No, the bridge is too well guarded.
O'Neill: No, actually, there I was using a cliche.

Hammond: You know that's my car, don't you?
O'Neill: You should get that window fixed.

O'Neill: Sorry to drop in on you like this, but we were... dead.

Jackson: Hathor was the Egyptian goddess of fertility, inebriety, and music.
O'Neill: Sex, drugs, and rock and roll?

Carter:You didn't think the Colonel had a telescope on his roof just to look at the neighbors, did you?
O'Neill: Not... initially.

O'Neill: You wouldn't think jagged bone digging into raw nerves would hurt, but it does.

O'Neill: I think I cracked a rib, too.
Carter: Why didn't you say something?
O'Neill: I was afraid you'd try to put a splint on it.
SEASON TWO
Jaffa are trying to break down the door.
O'Neill: Just a minute!

O'Neill: Well, I suppose now is the time for me to say something profound... Nothing comes to mind.

O'Neill: Well, we have a number of... shuttles.
Bra'tac: These shuttles, they are a formidable craft?
O'Neill: Oh, yeah. Yeah. Bad day.

O'Neill: What are the odds of taking out a ship like this with four gliders and, maybe, a shuttle?

Bra'tac: We shall have to cross that bridge when we come to it.
O'Neill: You know, that particular cliché doesn't... always work.

Bra'tac: Now we die.
O'Neill: Well, that's a bad plan.

Jackson: P2A-509!
O'Neill: Little brain damage along the way?

O'Neill: General, without meaning, this time, to sound like a smartass, are you cracked?

Jackson: Where are we going?
O'Neill: Back through the gate to show them what their planet looks like... in our memories... before the virtual reality... Leave me alone.

O'Neill: You all know I take great pride in my title as Mr. Positive, however, we did destroy their de-Goa'ulding thing, might not they look unkindly on that?

O'Neill: It's "O'Neill," with two L's. There's another Colonel O'Neil with only one L, and he has no sense of humor at all.

Maybourne: Striking an officer is a quick way to a court martial.
O'Neill: I'm not gonna hit you, Maybourne. I'm gonna shoot you.

O'Neill: How do I know you're really Daniel?
Jackson: Because.
O'Neill: Yeah, okay.

O'Neill: We came here in peace, and we expect to go in one... piece.

O'Neill: Apparently I have lost the fallatus to speak properly. That wasn't a joke! I didn't do that on purpose!

O'Neill: That's between you and your god. Oh, wait a minute. You are your god. That's a problem.

An officer asks them in Russian if they're spies.
Jackson: Nyet.
O'Neill: Daniel!
Jackson: He just asked if we were Soviet spies and— realizes the problem
Guard: Come with me.
O'Neill: on the way out: Nyet?

O'Neill: Well, it's hard to say.
Thornbird: Some sort of state secret?
O'Neill: No, just difficult to pronounce.
SEASON THREE
O'Neill: I'd like to apologize in advance for anything I may say or do that could be construed as offensive as I slowly go nuts!

Hammond: So, Merrin, I understand you're a reactor expert.
Merrin: Yes.
O'Neill: How old are you?
Merrin: I'm eleven. How old are you?
O'Neill: So Merrin, I understand you're a reactor expert.

O'Neill: All right, I gotta know. What the hell does "kree" mean?
Jackson: Well, actually, it means a lot of things. Loosely translated it means "attention," "listen up," "concentrate—"
O'Neill: "Yoo hoo"?

Teal'c: Have you not read the Bible, O'Neill?
O'Neill: Oh, yeah, yeah... Not all of it. Actually, I'm listening to it on tape. Don't tell me how it ends.

O'Neill: You know that "we come in peace" business? Bite me.

O'Neill: You know me, I'm a huge fan of subtlety, but that's downright encrypted.
SEASON FOUR
O'Neill: Land of sky blue waters... loofas... "Ya sure, you betcha, snookums"... mosquitoes... home of the loon...

O'Neill: I'd be happy to debrief you all after I've debriefed myself for a nice hot shower.
Hammond: Permission to shower granted. In fact, I insist on it, Colonel.
O'Neill: Bad?
Jackson: I wasn't going to say anything...

Jack is about to hit a golf ball through the Stargate:
Hammond: Colonel! What the hell do you think you're doing?!
O'Neill: whirls around In the middle of my backswing?!

Anise: Your strength is five times that of a normal human.
O'Neill: So, no increase then, huh?

O'Neill as some thugs get ready for a beat down: Well. This is a cliché

O'Neill: What kind of archaeologist carries a weapon?
Jackson: Uh... I do.

O'Neill: There's a man... He's bald and wears a short-sleeved shirt, and somehow he's very important to me. I think his name is Homer.

Martin : A top-secret government program involving instantaneous travel to other solar systems by means of a device known as a stargate.
O'Neill: Sounds like a good idea for a TV show. If you're into that sort of thing.

O'Neill: We didn't spring a leak. Although I may have just... taken one.

O'Neill: The loons! Don't forget the loons!

O'Neill: We'll be unavailable, inaccessible...
Hammond: Incommunicado...
O'Neill: Minnesota, Sir.
Hammond: I stand corrected.

Teal'c: I have read of a place where humans do battle in a ring of Jell-o.
O'Neill: Call Daniel.

O'Neill: Do you know what the Goa'uld really want from us? Minnesota, that's what. For the fishing, mostly. I'll take you some time.
Tyler: Fishing?
O'Neill: Oh, yeah. Ask Teal'c. He can't get enough.

K'tano: I see you are one who speaks your mind, O'Neill.
O'Neill: Yes, which is why I don't say much.
SEASON SIX
Hammond: Colonel Chekov feels that as a symbol of our joint efforts, a Russian officer should be assigned to join SG-1.
O'Neill: Over my rotting corpse, Sir. I'm sorry, did I say that out loud?
Hammond: I said I would discuss it with you and that I was sure you would give it some careful thought.
O'Neill: And that I will, General, but I'm still pretty sure I'll say, "Bite me."

Carter: Inertial dampeners.
O'Neill: Cool... and check. Phasers?
Carter: Sorry, Sir.

O'Neill: I forgot to tape The Simpsons. It's important to me.

Baal: Do you not know the pain you will suffer for this impudence?
O'Neill: I don't know the meaning of the word. pause Seriously, "impudence," what does that mean?

O'Neillsarcastically: Why look, everybody! He's got Coombs with him!

Her'ak: No matter what you have endured, you have never experienced the likes of what Anubis is capable of.
O'Neill: You ended that sentence with a preposition. Bastard.

O'Neill: Suffice to say you might want to get upstairs and punch one on the old speed dial.
Hammond: My grandchildren?
O'Neill: Two, then.

Vernon: So what planet are they from, the aliens?
O'Neill: A place called Melmac.
Vernon: Isn't that where ALF is from?
O'Neill: Who?
Vernon: ALF, you know, on TV, the puppet.
O'Neill: Never saw it.
Vernon: No kidding?

O'Neill: That is just wrong on so many levels.

O'Neill: Teal'c without Junior... That's a concept.

Carter: There's no redundancy for that particular system.
O'Neill: So you're saying there's no redundancy?
SEASON SEVEN
Native pointing toward Teal'c: He is Jaffa.
O'Neill: No, but he plays one on TV.

Carter: Our goal is to take out Anubis' new super weapon. It's what gives him a clear advantage over the rest of the Goa'uld mother ships. Now, we've received word from Teal'c that Yu has pledged to bring the full force of the remaining system lords' fleet down on Anubis once we've succeeded.
O'Neill: Okay. Everyone who thinks this is absolutely an insane idea, raise your hand. Come on, be honest.
Everyone, including Carter, eventually raise their hand

Young O'Neill: Hey! I realize it doesn't actually say "colonel" anywhere on my uniform, but it should.

O'Neill: I just woke up, haven't had coffee— let alone peed in seven days and I find out you stole my ass and made a... Mini-Me!

Loki: Your bodies are similar to our original form thousands of years ago. Using your physical makeup as a template, I had hoped to find a way to construct a clone that could contain our massively superior intellect. My research was unsuccessful.
Young O'Neill: So much for massively superior intellect.
O'Neill: I was gonna say that.
SEASON EIGHT
O'Neill: I've spent my whole life sticking it to the man.
Jackson: Well now you will be the man.
O'Neill: I don't think I can be the man.

O'Neill trying to make a decision: Do you know what it took to get approval for Tailgate Tuesdays? Bra'tac smiles. Will there be cake?

O'Neill: Teal'c. Are you there?
Teal'c: Proceed, O'Neill.
O'Neill: You know how I get when you don't call.

O'Neillabout the Asgard: Usually they ask nicely before they ignore us and do what they damn well please.

O'Neill: So they didn't get the memo.

Maybourne: Jack. How long has it been?
O'Neill: Oh, since you got us stranded off-world and tried to kill me.
Maybourne: Ah. Takes me back.

O'Neill: Nice ride.
Jackson: Yeah, Ancients like to fly in style.

O'Neill: You're gonna have to help me out here, Carter. Got any quarters?

O'Neill to Kinsey: Think of it this way: if you don't do what they want, they'll kill you. If you don't do what we want... we'll let 'em.

O'Neill: I know your gun isn't real. However... this one is.

Joe: You have a thing for The Simpsons, fishing, Mary Steenburgen, the color peridot and you're a terrible ping pong player.
O'Neill: Have we met?

Joe: Dr. Jackson, can I just say, thank goodness you're back. Not that Jonas was a bad guy, but after all you've been through together you belong here with SG-1.
Jackson: Thank you. Jack?
O'Neill: He's a barber.
Jackson: Broke into your house?
O'Neill: Yeah.
Jackson: Second week in a row.
O'Neill: Mm hm.
Jackson: Alarm.
O'Neill: I'm thinking dog.
Joe: You could try locking your front door.

Jackson: Jack, we need to talk! Oh! Sorry for interrupting.
O'Neill: No! It's important. You must interrupt. You must.
Jackson: I think we may have found a ZPM.
O'Neill: Yes!

Carter talking about Daniel: SG-11 insisted he seemed perfectly normal. Did you notice anything peculiar about him, sir?
O'Neill: I thought it odd that he was shooting up the Gateroom.

O'Neill: So, why don't you just send her right on through. Before you know it, you'll have old camel ass back in your grubby old nits.

Ba'al: You dare mock me?!
O'Neill: Baal, come on you, you should know. Of course I dare mock you.

O'Neill: Did Anubis leave anything cool behind?
Jackson: No, not really.
O'Neill: Nuts.
SEASON NINE
O'Neill: You get well soon. And when you do, you can do anything you want... and I mean... professionally. Anything. Well not... anything.

Jackson: What the hell are you doing here?
O'Neill: Well. Nice to see you too.

Jackson: I wouldn't say this to anyone else, but for the first time, I'm scared.
O'Neill: I'm hungry.

20 Mayıs 2009 Çarşamba

Wolfram Alpha


Merhabalar, bu gün öğrenmiş olduğum bir siteyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Wolfram Alpha. Google bir arama motoru bunu bilmeyenimiz yoktur herhalde. Wolfram alpha yı google a rakip olarak gösterenler var. ancak bilinmesi gereken wolfram alpha bir arama motoru değil. yani bildiğimiz alıştığımız manada diil. nasıl yani dediğinizi duyar gibiyim. şöle; wolfram alpha ya matematiksel bir denklem yazıyorsunuz sizin için çözüyor. hatta integral ve double integral yazıyorsunuz ingilizce yazmalırınız, çözüyor. çözmekle kalmıyor size grafiğini çiziyor. bizim okul zamanımızda yoktu böle şeyler. internete giren bir cep telefonu birde wolfram alpha, işleri çok kolaylaştırırdı hehe şaka bi yada sadece matematikle kısıtlı değil yapabildikleri. bir ülke adı yada şehir adı yazıyorsunuz size ansiklopedik bilgiyi getiriyor. bakın dikkatinizi çekerim bu bilginin olduğu sitelerin linklerini değil size direk olarak bilgiyi getiriyor.
ayrıca kimyasal bir element yada mineral girin size onun hakkında bütün bilgileri vermekle kalmıyor molekül formülünü resim olarak ta gösteriyor.
tüm bunlara dayanarak, wolfram alpha popularite adına google a rakip olabilir ama kesinlikle ayrı kulvarlarda olduklarını düşünüyorum. ben gayet beğendim sizde sayfadan örnekler kısmından inceleye bilirsiniz.

bu sayfayı incelerken uzun süredir beni rahatsız eden birşey gene geldi aklıma sizlerle paylaşmak istedim.
Google da arayıp bulduğunuz bilgi doğru bilgi değildir popüler bilgidir. genel anlamda yalnış bilinen bir bilgiyi google da ararsanız yalnış bilinen haline ulaşırsınız. lütfen buna dikkat edelim. hepinize iyi araştırmalar (;>

http://www23.wolframalpha.com/

10 Nisan 2009 Cuma

Rakı Nasıl İçilir?


Evet arkadaşlar uzun süredir muhabbetini yaptığımız rakı sofrası adabını anlatan bi mail ulaştı elime ve sizlerle paylaşmak istedim. sölenenler doğru çünkü ;





ADAM GİBİ RAKI İÇMESİNİ BİLENLER DERNEĞİ

Rakıyı güneş battıktan
sonra, yavaş yavaş ve muhabbet eşliğinde
içmeli...

Rakıdan küçük küçük yudumlar alınır...
Bülent Ersoy öyle içiyor diye bir dikişte bir duble rakıyı içmek
makbul değildir...

Buz gibi şişeden bardağa çevire
çevire dökülür ve o nefis kokunun daha fazla yayılması
sağlanır...

Bardağa konulan rakının yarısı kadar su
konması makbuldür...

İlk yudumu aldıktan sonra ağızda
bekletip, dişlerin arasından derin bir nefes alınırki akciğerler
de nasibini alsın...

Masada yaşça en büyük kişi rakı
kadehini tokuşturmak için kaldırmadan rakı kadehleri masadan
kalkmaz...

Rakı sofrasında planlı, programlı ciddi
işler konuşulmaz. Geyik muhabbeti yapılır, memleket kurtarılır,
anılar tazelenir, dedikodu yapılır...

Sigara
küllüğüne zeytin çekirdeği, sıkılmış limon kabuğu
konmaz...
İçilen kahve fincanında, tabağında sigara
söndürülmez...

Rakı kadehine önce rakı, sonra su,
daha sonra da (konmasa daha iyi olur ama) buz konur...
Bu
sırayı bozarsanız, anason kadehin üzerine çıkar, rakının hem tadı
hem keyfi kaçar... Rakıdan anlayanların,Antalya meyhanelerinde
garsonluğa soyunanlara bunu anlatması gerekir...


İcmeye başlamadan önce aperatif birşeyler
yenmelidir. Favori zeytinyağlılardır. Zeytinyağı, mide dolmaya
başladıkça üste çıkarak,alkolün genzinize doğru gelmesini
engeller...

Rakıya buz koymak yanlıştır. Buz rakının
içindeki suyla alkolü aynı oranda etkilemediği için daha seyrek
olan alkol üste çıkar. İdeal karışım bozulmuş olur. En uygunu
rakıya soğuk su koymaktır...

Rakı sofrasında kadeh
yalnızca bir defa tokuşturulur. Hadi bakalım hoşgeldiniz vs. falan
diye...
Bundan sonra kadeh tokuşturulmaz sadece kaldırılır...

Masaya yeni birisi eklendiğinde ise tekrar kadeh
tokuşturulabilir...

Rakı şalgam suyuyla içilmez!...
(taslağa dahil değil)

Mezesiz rakı içilmez. Ben
akşamcıyım, öyle bir kadehlik keyfim var diyorsanız gidin bira
filan için...

Şişe numarasının önemi yoktur. Zira
ilk damıtılan rakı, 01 numaraya denk gelmez...

Rakı
masasına avuç içiyle ya da yumrukla
vurulmaz...

Bağıra çağıra, Böğüre öğüre konuşulmaz...
Sakin olmak, efendi takılmak gerek...



Önce
kendine gel, sonra meyhaneye

Kalender ol da gir
kalenderhaneye

Bu yol kendini
yenmişlerin yoludur

Çiğsen başka bir
yere git eğlenmeye



Rakı bardağı boş beklemez... Evet masadan kalkarken
bile dibinde biraz bırakılır...

Usul, adap
bilen en genç kişinin saki olması adettendir, büyüklere (ki
büyüklük kavramı orada anlam bulur) sakilik yaptırılmaz... Ev
sahibi olsa bile...

Şişede kalan son rakı damlasına
kadar eşit paylaştırılır, daha da içmek isteniyorsa bu paylaştırma
ritüeline girilmeden yenisi sipariş edilir...

Rakı
sizi ne zaman sarhoş edeceğini zamanında söyleyen bir içkidir,bunu
farkettiğiniz zaman yanınızdakilere söylemeli, ya da izin isteyip
kalkıp gitmelisiniz, ama eğer sizin kalkmanız masayı dağıtacaksa
ölseniz bile orayı terketmeyin... Çünkü rakı masasından tuvalete
gitmek için bile zar zor kalkılır, hoş karşılanmaz...


Rakı masasında bira, şarap gibi başka alkollü
içecekler (masada sosyetik hanımefendiler olsa dahi)
olmaz...

Her nevi ızgara balık (çupra, levrek,
istrongilos) uğurlu yemeği,hususi nihavend ve rast makamından
sanat musikisi eserleri uğurlu nağmesi, akordeon, keman ve ud da
uğurlu çalgısı olan rakının, uğurlu cl'si
70'dir...

Rakı yanlız başına içilen bir içki değil,
meze ile birlikte yavaş (sindire sindire) içilen bir içkidir...

Mide ve beyne belirli bir etki yaptıktan sonra insan
keyiflenir ve güzel sohbetlere yönelir...
Yani hem anlatır hem
dinler... Böylece rakı sofrası en az iki kişinin katıldığı toplu
bir eylem, karşılıklı konuşmalara dayandığı için demokratik bir
forum, evrensel ve kişisel sorunların ortaya getirildiği, fikir
alıp verilen, insanın kendisi ile yüksek sesle düşünerek
hesaplaştığı bir tür psikolojik grup terapisi
olmaktadır...


Unutulmamalıdır ki rakı
sofrası saygın bir cemiyettir... Buraya katılan hem bu meclise
kabul edildiği için saygı gören bir kişiliğe sahip demektir hem de
diğerlerine karşı saygılı olmak zorundadır...




Herhangi bir marka rakı
içilirken başka bir markayı övmemek önemlidir,aksi yapıldığında, o
an yudumlanan nimete hakarette
bulunulmaktadır,yanlıştır...

En büyük mezesi
muhabbettir... Muhabbet konusu "bi kız vardı, 5 yıl sevdim, yüzüme
bile bakmadı" gibi duygusal ağırlıklı olabileceği gibi,"bu güneş
niye hep doğudan doğuyo batıdan batıyo?" gibi yarı-felsefi konular
da olabilir...

Tam yağlı koyun peynirinin üzerine
kırmızı toz biberle renklendirilmiş sarımsaklı zeytinyaği
süslemesi... Turşu gibi ekşi mezelerde yine rakının kendine has
tatlı nefasetini dengeler, damarlarınızı büzer anasonla dost olur,
buna misal olarak dağ lahanası turşusu verilebilir...


ADAM GİBİ RAKI İÇMESİNİ BİLENLER DERNEĞİ' ne teşekkürler (;> hepinize afiyet olsun .

23 Mart 2009 Pazartesi

Zeka Üzerine


Zeka nedir? nasıl ölçülür?
efendim piyasadaki zeka testlerine verilen cevaplar ve bu testi çözenin yaşı göz önüna alınarak zeka ölçülür efendim. peki neye bağlıdır bu zeka küçükken çok balık yesek gözlerimiz süper görür. elma yesek dişlerimiz daha sağlam olur gibi bi kıstası varmıdır. hergün bir avuç fındık şüphesiz buna da ii geliyordur ama onun dışında cevizin zekaya katkısı olduğu söylenir.
zeka beynin ağırlığıyla orantılıdır dienler vardır. normal insanların beyin ağırlıkları ortalama 1450gr civarında kabul edilirken. 40 ünlü büyük adamın beyni nin ağırlıklarını ortalaması 1500 gr ın üstünde bulunmuştur.Ancak bu konuda kesin bir şey sölenememektedir. zira balina fil gibi yaratıklar düşünüldüğünde vay be bizde zeka bi buşuk kilo ama abi baksana bunlarda kaç kilo zeka var diebilmek pek mümkün diildir.
beyin ağırlıkları gr olarak;
kirpi 3,4
ev kedisi 31,4
jibon 89
köpek 100
domuz 150
mamoset(ipek maymun) 39
inek 350
goril 430
at 500
insan 1400
hindistan fili 4000-5000
finval(balina) 6000-7000

başka bir kanı, beyin ağırlığı ile vicut ağırlığının oranına bakmak olarak ortaya atılmıştır. aranızda dougles adams okuyanlar varsa her otostopçunun galaksi rehberi dizisinde ki, diziden kastım 5 kitaptır(sadece filmi izleyenler hikayenin özetinin özetini izlemiş birinden hikayeyi dinlemiş gibi kabul edebilirler kendilerini hehe),labaratuar farelerinin asıl deneyi yapan oldukları ve bilim adamlarının asıl denek oldukları, sonucu etkilememek için se bilim adamlarına deneyi biz yapıyormuşuz gibi gösterdikleri anlatılır. ilk duyduğunuzda saçma gelebilecek olan bu hikaye beyin ağırlığı-vicut ağırlığı oranları göz önüna alındığında ve aşağıdaki tabloya bakıldığında tekrar değerlendirile bilir.
beyin ağırlıklarının vicut ağırlıklarına oranı;
finval (balina) 0.0045
goril 0.16-0.20
şempanze 0.75-0.80
hindistan fili 0.27
köpek 0.22
arı 0.5
yetişkin insan 2-2.6
ev faresi 3.0-3.2
koata veya örümceğe benzer maymun 6.6

sonuç olarak bu yazının amacı, kendini en zeki canlı türü zanneden biz insanların bir takım şeyleri tekrar düşünmelerine teşvik etmektir. belkide sandığımız gibi bizler en zeki canlılar değilizdir. en zeki olanlar grip virüsü tabir ettiğimiz varlıklardır. yada okyanuslarda yaşayan tek hücreli mikro organizmalardır. belkide zeka en performanslı şekilde yaşamaktır. (;> sevgiler saygılar, zeki kalın . . .


13 Mart 2009 Cuma

St. Patrick's Day Birası


St. Patrick's Day Yaklaşırken, How I met your Mother dizisindeki St. Patrick's Day bölümüde aklıma gelince ve en önemlisi nasıl yeşil bira yapılır diye bir yazı görünce, hemen bu yazıyı oluşturmak istedim :)
Her zaman buz gibi bira içmek kısmet olsun... dileğiyle :)

1. Purchase a light ale. This can also be done with a dark beer, but it'll require so much food coloring that it turns your teeth green when you drink it, and that's something most people would like to avoid.

2. Pour some of the beer into a glass or mug.

3. Place 4-6 drops of green food coloring in the beer. You can also experiment with adding blue food coloring, since the beer is already yellow and mixing that with blue makes green.

4. Pour the rest of the beer. The pouring action should mix in the food coloring, but stir lightly if needed. (Stirring too much can make the beer flat.)

Türkçeye çevirme fırsatım olmadı o yüzden idare edin :)

Kaynak : Wikihow

12 Şubat 2009 Perşembe

14 Şubata Hazırlık

14 şubatta hava durumu nasıl olur bilinmez ama bu sene farklı bir araştırmaya imza atarak sizlere şu bilgileri sunmak istiyorum.
2009 Şubat ayı Ay durumu tablosu;
















2009 Şubat 14 Akşam Gökyüzü Tablosu;



















2009 Şubat 14 ü 15 e bağlayan Gece yarısı Gökyüzü tablosu;


















2009 Şubat 15 i sabaha karşı Gökyüzü Tablosu;

















Gökyüzünün Bulutsuz olması ve çok soğuk bir gece olmaması Dileklerimle Hepinizin Sevgililer Günü kutlu olsun şimdiden, (;> . . .

Dünyanın ilk uzay kazası gerçekleşti

Amerikan Uzay ve Havacılık Ajansı NASA’dan konuya ilişkin yapılan açıklamada, uyduların önceki gün, Sibirya’nın 805 kilometre kadar üstünde çarpıştıkları bildirildi.

NASA yetkilileri, 2 çok büyük enkaz bulutu meydana getiren çarpışmadan, uydulardan daha aşağıda bir yörüngede bulunan Uluslararası Uzay İstasyonu’nun (UUİ) zarar görme riskinin düşük olduğunu söylediler.

NASA’dan yapılan açıklamada, çarpışmanın 1997 yılında uzaya fırlatılan özel sektöre ait bir Amerikan iletişim uydusu ile, 1993’de yörüngeye oturan ve artık kullanılmayan bir Rus askeri uydusu arasında meydana geldiği söylendi.

NASA, çarpışma ertesinine ilişkin ayrıntıların birkaç hafta içinde belirleneceğini söylerken, diğer uzay faaliyetlerine olası etkisine düşük bir ihtimal veriyor.

Uydulardan birinin 560, diğerinin ise 950 kilogram olduğu bildiriliyor.

Çarpışmanın saatte 30 bin kilometreden fazla bir hızda gerçekleştiği tahmin ediliyor.

Uluslararası Uzay İstasyonu ve gelecek ay uzaya fırlatılacak mekik için ciddi bir tehdidin söz konusu olmadığı, ama uzmanların gelişmeleri yakından izledikleri bildirildi.

Uzaydaki onbinlerce nesnenin hareketleri düzenli bir şekilde takip ediliyor; ama iki uydunun şiddetli çarpışmasıyla açığa çıkan ve kontrolsüz hareket eden parçaların diğer uydulara hasar verebileceğinden kaygı duyuluyor.

http://www.ntvmsnbc.com/news/475221.asp

11 Şubat 2009 Çarşamba

Son Yazma Aralığı

Merhabalar arkadaşlar, Bu yazımda son yazma aralığı dediğim aralığı tartışmaya açmak istiyorum. ne zamandır bir tartışma yazısı atılmadı eh vakti gelmiş o zaman. şimdi öncelikle terimi açıklayalım. kendi uydurduğum bir terim olduğu için bilmemeniz çok normal.
Şimdi bir kızla erkek tanıştılar. ve görüşmeye başladılar. yüz yüze dialoga girdikleri süre arttıkça birbirlerine yazmak için olan azan aralığı daralır. yani yeni birisiyle tanıştınız görüşüyorsunuz ama niyetinizi belli eder bir hareket yapmadınız aradan zaman geçiyor siz hala bir hamlede bulunmuyorsunuz. işte o geçen zaman sizi o kişiyle normal arkadaş hatta daha kötüsü kanka olma yolunda sürüklüyordur. Şayet herhangi bir hamle yapmak için çok geç kalırsanız bir de bakarsınız ki çok yakın arkadaş yada kanka oluvermişsinizdir. olaya böyle yaklaşırsak sizce bu süre ne kadar dır. 5 erkek 5 te hatun tanıdığımızın fikrini aldık. yanıtlar aşağıda, FarmerFam arkadaşımıza bu konudaki yardımlarından ötürü teşekkür ederim.

erkek 1; 3. görüşmeden sonra; 12 saat yüzyüze diialog eder yaklaşık .
erkek 2; 1 haftanın sonunda halledilmiş olmalı toplamda 3 kez görüşülse o bir haftada 4 er saatten (ki çok fazla bence) 12-16 saat arasında yazılmalı. max 16 de.
erkek 3; 4 saat falan benim için ama unuz süre arkadaş kaldıktan sonra değişen ilişkilerde gördüm.
erkek 4;2 şer 3 er saat görüşmeler olarak düşünüyorum 3-4 görüşme sonra hala bir numara yoksa olmaz o iş 10-12 saat başbaşa görüşme diyebilirim.
erkek 5; 3. gün üstüste birlikteyseniz ve hala yazmadıysan geçmiş olsun, ilk gün 4 saat diyelim ikinci gün 3 saat üçüncü günde 4-6 diyelim yaklaşık 13 saat


hatun 1; 4 ay diorum. saa tolarakta her görüşme 4 saat desek haftada 2 görüşmeden 32 saat.
happyowlironic; hehe lan çocuk sana 32 saat yazmasa, sen yazarsın çocuğa 4 aybeklermisin sen hiç
hatun 1;beklememm hihihi

hatun 2; benim için farketmez yoktur öle bi süre, mesela eski erkek arkadaşımla 10 kere
görüştük bişi yoktu sonra bi konsere gittik beraber, yakınlaştık.

hatun 2; hatun 3' cüğüm , şimdi kendisini bilime adamış bazı arkadaşlarımız bir araştırma yapmaya karar vermiş, senin de görüşün almak istiyoruz:
bir er kişi ve bir dişi birbirlerinden hoşlandıklarını bi şekilde belli ediyorlar bir vakit
sonra aradan zaman geçiyor ...Sence, kaç dakika, saat, gün, hafta sonra bunlar kanka olma ihtimali doğar ? soro budur..buyur bakalım hatun 3; o hatun kişi ben olsam ertesi gün lakin normali 2-3 aydır kanımca
hatun 2; saol canım .

(soru yalnış aktarılmış gibi geldi bana devreye girme ihtiyacı hissettim)
happyowlironic; bir çocukla tanıştınız hoşunuza da gitti, sizin bir belli etmeniz lazım niyetinizi yada hamle yapmanız lazım, ama bunu yapmıyor ve bekliyorsunuz. yüz yüze görüşüyorsunuz bu arada çocukla niyetinizi belirtmek için ne zaman çok geçtir yani ne kadar süre geçtikten sonra artık o çocukla kanka olmuşsunuzdur.
hatun 3; hım yok öle bişi
happyowlironic; işte o son yazma süresi dediğim süreyi arıyoruz
hatun3;her zaman yazılabilir

hatun 4; bunun bir çok sınıfı olabilir adam çok iyibir konuşmacı ve profesyonelse eğer bu 4 buluşmadan da uzun sürebilir ama sıradan bir beyne ve tecrübeye sahipse kendini ilk buluşmada belli eder tecrübelerim böle dio

hatun 5; 3. buluşma diorum ben.

yorumlar şu an itibariyle açılmıştır. buyrun müzakereye;
Araştırmacı müzakereci Happyowl iyi günler diler.

7 Şubat 2009 Cumartesi

When Your Lover Has Gone

Selamlar arkadaşlar, baktım şarkı tanıtıyorsunuz canım çekti bende tanıtiim bir şarkı dedim. Ayrıca geçenlerde fücur arkadaşımızın sorduğu sorulardan Jazz la alakalı soruya verilemeyen cevaplarda bu konuda biraz eksik olduğumuzu gördüm, ve sizler için bir Jazz şarkısı seçtim. Hem haras olsun hem Jazz olsun derken elimdeki eski Solid Gone Blues albümünde daha önce sözlerine dikkat etmeden defalarca dinlemiş olduğum billie holiday versyonu dikkatimi çekti, ve sözlerini dinleme gafletinde bulundum; Ve sonuç işte aradığım hem jazz hem haras şarkıyı bulmuştum. Sevgiler saygılar . . .

Şarkının aslı 1931 yılında Einar Aaron Swan tarafından bestelenmiştir. aynı yıl James Cagney in "Blonde Crazy" filminde kullanılmış ve bir jazz standardı haline gelmiştir. şarkıyı seslendiren isimler ve tarihleri şunlar ;

Gene Austin (1931)
Louis Armstrong (1931)
Ethel Waters (1931)
Benny Goodman (1931)
Maxine Sullivan (1942)
Frank Sinatra - In the Wee Small Hours (1955)
Harry James (1944)
Billie Holiday (1945)
Nat King Cole (1951)
Doris Day - You're My Thrill (1949)
Carmen McRae (1955)
Julie London (1956)
Julie Wilson (1957)
Ray Charles - The Genius of Ray Charles (1959)
Andy Williams (1959)
Ella Fitzgerald - Ella Swings Brightly with Nelson (1962), Ella and Oscar (1975), All That Jazz (1989)
Vic Damone (1963)
Brenda Lee (1964)
Linda Ronstadt (1984)
Carly Simon - My Romance (1990)
Sarah Vaughan - How Long Has This Been Going On?, Send in the Clowns (1981)
Kevin Spacey (2004)

Ayrıca aşağıda isimler tarafından da kaydedilmiştir ;

Bert Ambrose & His Orch, Judy Garland, Ricky Nelson, Eddie Condon, Shirley Horn, Herb Jeffries, Sarah Vaughan, Stan Kenton, Elisabeth Welch, Keely Smith, Ray Anthony, Rex Beneke, . . .

Sözleri;

What good is the scheming, the planning and dreaming
That comes with each new love affair
The dreams that we cherish, so often might perish
And leaves you with castles in air

When youre alone, who cares for starlit skies
When youre alone, the magic moonlight dies
At break of dawn, there is no sunrise
When your lover has gone

What lonely hours, the evening shadows bring
What lonely hours, with memories lingering
Like faded flowers, life cant mean anything
When your lover has gone

Ethel Waters ın 10 şubat 1931 de New York, NY Columbia kaydı . . .
http://www.nfo.net/TUNES2/WhenYourLoverHasGone-EthelWaters.ogg

bu kaydın giriş dörtlüğünün sözleri değişik alttaki gibi giriyor şarkıya ...

For ages and ages the poets and sages
of love wanted love always tame
but ask any lover and you'll soon discover
the heartache that romance can bring

şarkının Sinatra kaydı ;