21 Ocak 2012 Cumartesi
NAMM NAMM NAMM 2012
http://www.namm.org/ bu amcaların linki!
buna çok güvenmedim.. buradan http://www.premierguitar.com/ gelişmeleri takip edin.. Hatta şu hatun şu an orada isteyin bir şeyler sizin için dener belki ...(hatun = http://www.facebook.com/rebeccadirks.pg)
20 Ağustos 2010 Cuma
Desertrose Kaş'ta
Güne
Kaş görebildiğim
Bizim kaldığımız ot
Ya da güzelce bu iş
Ramazan başlayınca otelde tek türk biz kaldık birara, neyseki sonra gelenler oldu ama sayılıydık. Sanki yabancı bir ülkeye gitmiş gibi hissettim kendimi. :) Dikkatimi çeken bir nokta da hiç üstsüz turist yoktu, acaba ramazana mı uyum sağladılar :-P
Araba varsa eğer biraz ilerde büyük çakıl plajı var, 25 dkka uzaklıkta Kaputaş Plajı (192 basamakmış) var, Patara var, Saklıkent var. Bunların hepsine gidecektim hepsine ama çakıl plajına çakıldık kaldık. O yüzden bu bölümün fotosu yok, ah ah, of of....
Neyse 3. gün tek ha
Tabiki normal akşamlarda bizimkilerin uykusu 21.00'de gelmeye başlıyordu ama bu tekne gezisi bizimkileri bitirdi :)
4. gün akşamı bana geldiler artık, orda bir rock bar bu
Aslında 4. günden son
Artık tatil bitmek üzereydi. Son 2 gündü. Ne yamaç
İşte bir tatil daha böyle geçti ama söz verdi bizimkiler, seneye arkadaşlarımla çıkmama izin vereceklermiş tabi beni keklemiyorlarsa eğer:) ama bayan da lazım bana şimdi tek tek isim isteyecekler o zaman :)
Ay neyse benden bu kadar, biraz uzun oldu ama bayağı bir bilgilendiğinizi de düşünmekteyim sevgiler saygılar arkadaşlar :)
7 Ağustos 2009 Cuma
Tatil İhtiyacı . . .
Evet arkadaşlar, bu tatil yazıları ardından bende bir tatil yazısı yaziim dedim. Benimkisi daha çok tatil ihtiyacı yazısı. bu tatili çok büyütüyorum gözümde sanırım. bir sene çalıştıktan sonra tatil hakkım olan 2 haftayı kazanmış durumdayım. ve bunun da yaklaşık bir haftasını o düğün senin bu düğün benim diyerek yemiş durumdayım. ve sonuç elimde 1 haftalık tatil kaldı. onada bir iki plan yaptık ancak şimdiden bitince noolacak korkusu sardı beni. hani böyle yaz tatilinin sonlarına doğru okul zamanları bi sıkıntı çöker ya içinize. ne oynadığınız oyundan bişi anlarsınız ne izlediğiniz televizyondan. Yada pazar günü hafta sonunun bittiğini iliklerinizde hissedersiniz.onun dışında bir önceki bayram tatilinde 3, 5 günlük foça tatilimiz dışında doğru düzgün tatil yapmadan geçen bir sene var. Öyle yorgun hissediyorum ki. Sanırım yaşlanmak böyle birşey hehehe. sürekli bir şeyler eksik gibi, sürekli bir durgunluk, böyle yediğinden içtiğinden zevk alamama gibi belirtileri var bu tatil ihtiyacının. En azından benim belirlediklerim bunlar. bir konu üzerine uzun süre konsantre olamıyorsanız. dikkatiniz normalden çok daha çabuk dağılmaya başladıysa, sürekli bir halsizlik, yorgunluk ve uyku hali varsa, ne kadar uyusanızda yetmiyor ve daha da çok uyumak istiyorsanız, tamam demektir. Siz olmuşsunuz (;> sizinde tatile ihtiyacınız var.
o zaman bu kadar gevezelikten sonra bir iki tatil hayali resmi paylaşmak istiyorum. Sevgiler saygılar. Tatile gidip gelince detaylı tatil değerlendirme yazısını da atıcam.


15 Ocak 2009 Perşembe
Zod Modu ? 2008 01 15

İşte böle bir zamanda işten çıkmış yorgun argın bitkin hafta ortasıyken, hiç hesapta olmayan kararlar alarak Zodyac a geldim. Fonda çalan hafif jazz eşliğinde akmaya çalışıp akamayan trafiğe takıldı gözüm. Trafiğin bu tarafında olup oturup biramı içerken yemeğimi yerken trafiğin sıkıştığını görmek ayrı bir haz veriyor insana. bu o an evine gitmeye çalışan insanların acı çekmesinden zevk almak değilde daha çok doğru bir karar vermenin verdiği hafiflik ve rahatlık gibi bir şey. anlatması zor bir duygu.
İşinden çıkıp evine ulaşmaya çalışan insanlara tavsiyem özellikle hafta ortasında kendilerine bir es vermeleridir. İş çıkışı sevdikleri en yakın mekana gitsinler bir kadeh birşey içsinler, yemeklerini dışarda yesinler iş çıkış zamanını geçirip eve gitmeyi denesinler ve eve ne kadar geç gittiklerine bir baksınlar. Şayet otobüs dolmuş benzeri toplu taaşıma aracı kullanıyorsanız farkın yarım saat yada en kötü 1 saati geçmeyeceğini göreceksiniz. Ancak asıl farkı haftanın kalan iki gününde yapacaktır. daha zinde olucaksınız hafta sonuna çok ta yorgun girmeyeceğiniz için kendinize zaman ayırabileceksiniz hafta sonu. . .
En azından ben böyle düşünüyorum. Araştırmacı vede denemeci yazarınız happy owl ironic zodyac tan denerr (;> sevgiler saygılar . . .
12 Ocak 2009 Pazartesi
Freaking Jingle Bells
Freakin Jingle Bells!!! from Mark Pfeffer on Vimeo.
9 Ocak 2009 Cuma
İstatistiki Bilgilerle Geride Kalan 2 Sene 2007- 2008
Toplam =140 yazı atmış
Ortalama Ay Başına Düşen Yazısı;5,833333
Max yazı Attığı Ay; Şubat 2007 (26 yazı)
Son Attığı yazı; Aralık 2008
Deserthawk ;
Toplam =125 yazı atmış
Ortalama Ay Başına Düşen Yazısı;5,208333
Max yazı Attığı Ay; Ocak 2008 (21 yazı)
Son Attığı yazı; Aralık 2008
Fücur ;
Toplam =89 yazı atmış
Ortalama Ay Başına Düşen Yazısı;3,708333
Max yazı Attığı Ay; Şubat 2007 (15 yazı)
Son Attığı yazı; Ağustos 2008
Atıl ;
Toplam =42 yazı atmış
Ortalama Ay Başına Düşen Yazısı;1,75
Max yazı Attığı Ay; Şubat 2008 (7 yazı)
Son Attığı yazı; Ağustos 2008
Silentmoon ;
Toplam =29 yazı atmış
Ortalama Ay Başına Düşen Yazısı;1,208333
Max yazı Attığı Ay; Şubat 2008 (5 yazı)
Son Attığı yazı; Ekim 2008
FarmerFam ;
Toplam =27 yazı atmış
Ortalama Ay Başına Düşen Yazısı;1,125
Max yazı Attığı Ay; Nisan 2008 (7 yazı)
Son Attığı yazı; Eylül 2008
Figment ;
Toplam =26 yazı atmış
Ortalama Ay Başına Düşen Yazısı;1,083333
Max yazı Attığı Ay; Nisan 2008, Şubat 2008 (4 yazı)
Son Attığı yazı; Ağustos 2008
Bloodlust ;
Toplam =25 yazı atmış
Ortalama Ay Başına Düşen Yazısı;1,041667
Max yazı Attığı Ay; Mayıs 2008 (6 yazı)
Son Attığı yazı; Ekim 2008
Deniz Akçadoğan ;
Toplam =7 yazı atmış
Son Attığı yazı; Haziran 2008
Fitne ;
Toplam =6 yazı atmış
Son Attığı yazı; Şubat 2007
Silvana;
Toplam =5 yazı atmış
Son Attığı yazı; Haziran 2007
Aysu;
Toplam =4 yazı atmış
Son Attığı yazı; Ocak 2008
Aikanaro;
Toplam =4 yazı atmış
Son Attığı yazı; Nisan 2007
Floodwillbeking;
Toplam =4 yazı atmış
Son Attığı yazı; Nisan 2007
Burhanettin;
Toplam =3 yazı atmış
Son Attığı yazı; Haziran 2007
Sinan;
Toplam =3 yazı atmış
Son Attığı yazı; Şubat 2007
Daytripper;
Toplam =1 yazı atmış
Son Attığı yazı; Nisan 2007
Bozuk para, Rumble Fish, Hasbi-Tembel, ŞFKM
Toplam = 1'er yazı atmışlar
son attıkları yazı; Şubat 2007
Ellesar, Erthem
Toplam = 1'er yazı atmışlar
son attıkları yazı; Ocak 2007
Gelmiş geçmiş bütün yazarlara emeklerinden dolayı teşekkür ederim. Yeni yılda nice yazılara imza atmanız dileğiyle. . .
7 Ocak 2009 Çarşamba
Metrodaki Kemancı
Arkadaşlar bu yazıyı sevdiğim bir gezgin arkadaşımın myspace adresinden olduğu gibi aktarıyorum.Kendisinin adresi; http://gamzetuysuz.spaces.live.com/'dur vakit buldukça kontrol etmenizi tavsiye ederim. sevgiler saygılar.
Metrodaki Kemancı
Soğuk bir Ocak sabahı, bir adam Washington DC'de bir metro istasyonunda, kemanla 45 dakika boyunca altı Bach eseri çalar. Bu süre içinde, çoğu işe yetişme telaşındaki yaklaşık bin kişi kemancının önünden geçip, gider.
Kemancı çalmaya başladıktan ancak üç dakika kadar sonra, ilk kez orta yaşlı bir adam kemancıyı fark edip, yavaşlar ve birkaç saniye sonra da gitmek zorunda olduğu yere yetişmek üzere yine hızla yoluna devam eder.
Kemancı ilk bir dolar bahşişini bundan bir dakika kadar sonra alır. Bir kadın yürümesine ara vermeksizin parayı kemancının önüne koyduğu kaba atarak, hızla geçer, gider.
Birkaç dakika sonra, bir başka adam duraklayıp, eğilerek dinlemeye başlar ancak saatine göz attığında işe geç kalmamak için acele ettiğini belirten ifadelerle hızla yoluna devam eder.
En fazla dikkatle duran ise üç yaşlarında bir oğlan çocuğu olur. Annesinin çekiştirmelerine rağmen, çocu k önünde durur ve dikkatle kemancıya bakar. En sonunda annesi daha hızlı, çekiştirerek çocuğu yürümeye zorlar. Oğlan arkasına dönüp dönüp kemancıya bakarak, çaresizce annesinin peşinden gider. Buna benzer şekilde birkaç çocuk daha olur ve hepsi de anne, babaları tarafından yürümeye devam için zorlanarak, uzaklaştırılırlar.
Çaldığı 45 dakika boyunca kemancının önünde sadece 6 kişi, çok kısa bir süre durur. 20 kişi duraklamadan, yürümeye devam ederek, para verir. Kemancı çaldığı süre içinde 32 dolar toplar. Çalmayı bitirdiğinde ise sessizlik hakim olur ve kimse onun durduğunu fark etmez, alkışlamaz.
Hiç kimse onun dünyanın en iyi kemancısı Joshua Bell olduğunu ve elindeki 3,5 milyon dolarlık kemanla, yazılmış en karmaşık eserleri çaldığını anlamaz. Oysa Joshua Bell'in metrodaki bu mini konserinden iki gün önce Boston'da verdiği konser biletleri ortalama 100 dolara satılmıştı..
Bu gerçek bir hikayedir ve Joshua Bell'in ö ylesine bir kılıkla metroda keman çalması, Washington Post gazetesi tarafından algılama, keyif alma ve öncelikler üzerine yapılan bir sosyal deney gereği kurgulanmıştır. Sorgulanan şeyler; sıradan bir yerde, uygunsuz bir saatte güzelliği algılayabiliyor muyuz? Durup ondan keyif alıyor muyuz? Beklenmedik bir ortamda, bir yeteneği tanıyabiliyor muyuz? İdi...
Bu deneyden çıkarılacak kıssadan hisse ise, dünyanın en iyi müzisyeni, dünyadaki en iyi müziği çalarken, önünde durup, dinleyecek bir dakikamız dahi yoksa, başka neleri kaçırıyoruz acaba?
25 Aralık 2008 Perşembe
Microsoft Photosynth
http://livelabs.com/photosynth/
adresinden bu programa ulaşabilirsiniz. internetteki örnekler çok detaylı bakmanızı tavsiye ederim kendim bizzat 12 resim çekip gönderdim. pek özene bezene çekmememe ve resimlerde eşleşicek fazla detay bulunmamasına rağmen %58 eşleştirmeyi başardı. eylenceli. işin hayret verici kısmıysa bu programın çalışmasında ve şalışan programın code unda yatıyor. programlamadan anlayanlar hayret ediceklerdir. sevgiler saygılar.
http://www.youtube.com/watch?v=p16frKJLVi0
18 Eylül 2008 Perşembe
Aile Ile Tatile Çıkmak
Aile ile olan tatil yazlık ev, bir yakının evi, otelde, kampta olmaz üzere çeşitlilikleri vardır. Hepsinin ortak özelliği rahat edememenizdir. Ben bu yazıda sipesifik olarak yazlık evi işliycem. En kötüsü olduğunu iddaa edebilirim. Çünkü insan kendini deplasmandaymış gibi hisseder. Herşeyi kendi istediklerine göre düzenledikleri bir evde adım attırmazlar size. Hele ki bulunduğunuz yerde arkadaş edinmemiş iseniz. Evi ben 25 yaşında aldıkları için edinmem elbetteki zor. Resmen s....tınız demektir. Çünkü ne yer ne yordam bilirsiniz. Evinizde rahat rahat içki içemezsiniz. Evdeki zamanınızı odanızda tıkılırsınız. Ankaradaki evden tek farkı arkadaşlarınızın olmaması ve burda deniz olmasıdır. O zamanı daha çok denizde geçirmeye çalışırsınız. Sonra annenizin ve babanızın neden ısrarla buraya çağırdıklarına anlam veremezsiniz. Kısaca ben çok kaçtım ama genede yakalandım. Benden tavsiye siz siz olun bu duruma yakalanmayın.
Not: Resim alakasız gibi görünebilir ama bence süper resim ondan dolayı bunu koymayı uygun gördüm itirazı olan? :D
29 Ağustos 2008 Cuma
Can Sıkıntısı !!!

2) derlemeye yazı atın sıkıntınız geçermi bilmem ama vakit geçer (;>

Hepinize ii hafta sonları, saygılar sevgil
er...

20 Ağustos 2008 Çarşamba
Deserthawk 'a ne oldu ?!?

1- deserthawk iran' a iner inmez kraliyette yüksek mevkide bir yer edindi, ve artık bizleri unuttu.
2- deserthawk iran' girişte taşınabilir hdd lerinde yada laptop ında bulunan mp3 lerdeki açık saçık sözler nedeniyle tutuklanıp mp3 çalarlarının kesilmesini bekliyor.
3- deserthawk iran' güzeli bir hatun ile tanıştı orda evlendi sonra 4 hatunla daha tanışıp evlendi ve şu anda lan ne dönücem geri dior.
4- iran deserthaw ı tutukladı, amerika ile anlaşma masasına oturmaya çalışıyor.
... benim aklıma gelenler bunlar sizin aklınıza gelen başka oplasılıklar varsa paylaınız sevgi saygı . . .
FarmerFam;
5- bize haber vermek için fitnefucur a yazı atmaya çalışırken yakalandı, iran internetine fitne sokmaya çalıştığı sanılarak laptop ına el koyuldu.
6- iran a gidiyorum ayağına şirketi dolandırdı kız arkadaşıyla bahamalarda mojito içiyor.
HappyOwlIronic;
7-irana gidiyorum ayağına bizi kandırdı, evde sabahtan akşama bilgisayar oynuyo.
Fücur;
8-Mete ırak'a gitti, nispet olsun diye irana gidip orada çarşaf altından cetvel gösterme diye tabir edilen harekete öncülük ediyor
31 Temmuz 2008 Perşembe
Otostop Çekme Sanatı
Otostop çekmek bir sanattır arkadaşlar ister inanın ister inanmayın. Öyle her önüne gelen otostop çekemez. Çekmek isteyenlerde beceremezler, yollarda yaşlanırlar maazallah. Bu konuda baya bir tecrübe sahibi biri olarak yıllardır edindiğim tecrübelerimi sizlerle paylaşmak istedim.
Otostop nasıl çekilir?
Basit anlamda yol kenarında durulur. Yol tarafındaki kolunuz hafifçe kaldırılır, el hafif sıkı bir yumruk pozisyonuna getirilir, başparmak yukarısıyla gideceğiniz yon arası bir yeri gösterecek biçimde bu hafif yumruk şeklinden bağımsız kaldırılır. kol hafif hafif gideceğiniz yöne doğru sallanır.
Hemen hemen hepiniz bu işlemi bilirsiniz. Ya bir filmde görmüşsünüzdür, yada daha önce otostop çeken birini görmüşsünüzdür. Ancak iş bunun la bitmez. Ben bunları biliyorum o zaman dünyayı dolaşırım otostopla diyorsanız, sakın diyorum yazık olur
Şehir içi yollarda da mümkünse otostop çekerken sizi almak için duracak araçların trafiği engellemeden rahatlıkla durabilecekleri bir yer seçilmelidir. Şayet ki bu göz önüne alınmazsa sizi almak yerine araç sürücüleri içlerinden, yaw alırdım seni aslında ama burada da durulmaz ki neyse deyip sizin için en fazla üzülürler.
Üst baş ta çok önemlidir. Takım elbiseyle otostop çekiyorsanız, sabah işe gidiş saati dilse sizi kimse almaz. Sabah bile belki biri acır. Daha eski püskü şeyler giymeye özen göstermek gerekmektedir. Ancak bu eski püskü şeyler kesinlikle tertemiz olmalıdırlar, ve eskilikleri çok abartılmamalıdır. Yırtık pırtık kıyafetlerle sokak şarapçısı gibi otostop çekerseniz, kıyafetleriniz ne kadar temiz olmasa da öyle görünmediği için, sizi kimse almaz. Kış aylarında ayakkabılarınız çamurluysa gene sizi kimse arabasına almaz. Bunlar pek dikkat edilmeyen kritik konulardır.
Otostop çekilirken bulunulan muhit te çok önemlidir. Örneğin Manisa İzmir karayolunda otostop çekilir, hemde rahatlıkla. Yada ankarada ümitköy, Eskişehir yolu güzergahı için otostop çekilir hemde rahatlıkla. Ancak muğlada otostop çekerseniz baya bi beklersiniz. Hatta arabanın camlarını açıp size küfür bile ederler. Bodrum gidi yazlık mekanlarda otostop çekebilirsiniz, sadece araba plakalarını göz önünde bulundurmanız gereke bilir.
Son olarak daha önce otostopla kat ettiğim yolları sıralamak istiyorum;
,Balıkesir gönen - Çanakkale – Ayvalık (5 ayrı araç).
Ayvalık - İzmir, (12 ayrı araç (;> )
Ankara içi
Ümitköy – Kızılay,
Ümitköy – MTA,
Bilkent kavşağı – Cyberpark, (biraz sıkıntılı bir güzergah)
Ayvalık içi,
Sarımsaklı – Ayvalık merkez,
Ayvalık merkez – Sarımsaklı.
Bunlar ilk etapta aklıma gelenler, bunların dışında otostop çekmekle alakalı merak ettikleriniz varsa, sorabilirsiniz. Ve en önemli bitiriş notu olarak;
Otostop çekerken duran her araca binmek zorunda değilsiniz. Duran adamı gözünüz tutmadıysa binmeye bilirsiniz hatta mümkünse binmeyin öyle adamların arabalarına yazık olur (;>. . .
17 Haziran 2008 Salı
2008'in kazandırdığı albümler
Şimdi aşağıda bir iyi-kötü değerlendirmesi yapacağım yeni albümler hakkında.
Beğendiklerim arasında ilk gözüme çarpan Mick Hucknall'ın henüz çıkarmadığı ama mp3üne Atıl sayesinde konduğumuz Tribute To Bobby albümü var, ki Simply Red'in bu kırmızı adamı bence blues konusunda çok daha başarılı. İkinci olarak Cyndi Lauper'ın Madonna'nın izinden gittiği Bring Ya To The Brink albümü var ki oda daha çıkmadı sanırım. Fakat Madonna'nın Hard Candy'sinden daha güzel olduğu kesin ! The Best Of Joy Division punk'ı evlerimize geri getirirken tekdüze ritmleri alt etmek için hemen hoperlörlerimize Joe Satriani'nin ismi çok uzun olduğu için yazmak istemediğim fakat Aşık Veysel adlı şarkısını da barındırdığı son albümü koyuluveriyor. Akabinde ve detayında Duran Duran'ın rapçilerle çıkardığı rezaletide unutmayalım bu güzelliklerin içerisinde.
Mark Knopfler'ın Kill to get Crimson albümü yine bir önceki Shangri-La albümü tadında ve tonunda güzel bir ziyafet niteliğinde. Radiohead'in In Rainbows'u veya R.E.M'in Accelerate albümleri yine yapılmış olanların devamı gibi nedense. Ayrıca Peter Gabriel'in Big Blue Ball adlı uzun süredir üzerinde çalıştığı albümü gayet başarılı dünya müzikleri sentezliyor. Michael Schenker'in eski solistine kavuşmasını kutladığı son albümü In the Midst Of Beauty ve Whitesnake'in Good to be Bad'i 2008e gelinmesine karşın grupların fazla yol alamadıklarını gösteriyor malesef ! Fakat bunlardan farklı olarak Judas Priest'in Nostradamus albümü gayet başarılı. Journey daha öncede bahsettiğimiz gibi Steve Perry'nin boşluğunu doldurmaya çalışıyor halen ve Revelation albümünü piyasaya sundu 2008 yılında.
Herşeye rağmen 2008 rock ve pop müziği açısından üretken bir yıl olmaya devam ediyor. Ülkemizde üretkinlikten nasibini aldı ve birçok sanatçıyı dünya turnesi kapsamında ağırladı. Aklıma gelmeyen ama dinledikçe yazmaya devam edeceğim daha birçok albüme 2008de kavuştuk. Başka neler vardı ? Beğendiğiniz 2008 albümleri hakkında yazılarınızı bekliyorum
6 Haziran 2008 Cuma
Teknolojik Dedikodular
ikinci dedikodumuz apple dan taşınabilir cihazlar ın arasına ipod touch ı kattıktan sonra, tamam bu taşına biliyorda tam olarak diil sanki dien apple yetkilileri, biz çıkaracağımız yeni nesil taşınabilir aleti tam taşınır yapalım güneş pili olsun üzerinde kendi kendinin pilini doldursun, bölelikle müşterilerde özgürlüğün tadını doyasıya çıkarsınlar demişler. işte budur demek istiyorum. bu adamlar teknolojiyi uzaylılardan alıyor olabiilirler o yüzden etkili bir güneş pili yapıcak adamlar bunlardır. baktılar bire birde pilden kazandıkları enerji cihazı çalıştırmaya yetmiyo daha az enerjiyle çalışanını yaparlar gene yaparlar, inanmak istiyorum bu ddikoduya ve apple ı destekliyorum.
silentmoon dan teknolojik dedikodu;
diablo 3 çıkıcakmış.
Atıl dan teknolojik dedikodu;
apple normal iphone u daha da geliştirip iphone 3g çıkartıyormuş.
ayrıca eklemeden edemeyeceğim bir dip not;
biz nie teknolojik aletlere %18 vergi veriyoruz arkadaşlar. geri kalalım teknoloji kullanmayalım die mi? amaç ne yani. elin yabancısının elinde dandik zox marka mp3 çalar gördüğümde şok olmuştum. lan sizin orda sudan ucuz apple lar sony ler bilmemneler sen gittin gide gide bunu mu aldın bi de it support istiyon buna la get diesim gelmişti. şimdi de aklıma geldi paylaşmak istedim. nie teknolojik ürünleri normal fiyatının yaklaşık %118 ine alıyoruz? ki %20 desek 5 te biri kadar fazla para veriyoruz demek bu da 2bin ytl ödediğiniz bir laptop ın asıl fiyatının 1600 ytl olması gibi bişi. peki biz yıllardır bunu veriyoruz da nooldu devlete bi faydamız varmı? bence yok en büyük faydamız ucuza dandik üretim yapan taklitçi doğu ülkelerine olmuştur herhalde. çünkü biz bu %18 vergi sayesinde kaliteden ödün veriyoruz milletçe.
fücur dan dip not' a ek;
pırlantanın vergisi yokmuş, ama vakıf üniverstesinin varmış.
23 Mayıs 2008 Cuma
Eurovision - 08
Sadece ikinci elemeyi seyretmeme rağmen diyebilirm ki, Avrupa'nın müzik tarzı iyice yoldan çıkmış. Dünkü elemelerde dayanamayıp kanalı değiştirdiğim ülke sayısı epey fazlaydı. Parçaların bu kadar kötü olmasından mıdır nedir bilinmez, ülkeler ya gayet seksi bayan şarkcılar; ya da erkek vokal yanında dans eden yine gayet seksi bayanlarla yarışmaya katılmayı uygun görmüşler. Tabi hem kendisi hem sesi güzel olanlar da vardı :) Cumartesi akşamki finalde neler olacak bakalım burdan yorumlarız yine..

Mesela ben Çek yarışmacıları beğenerek izlemiştim ama malesef finale kalamadılar.
Kısa bir diyalog:
Bülent Özveren(Eurovision sunucumuz): Eğer Çeklerin parçalarını beğendiyseniz blabla yazıp 1415'e sms gönderin.
Ben: Valla ben Çekleri parça parça da beğendim, bütün olarak da!
Annem: Bişi demedi ama bizim çocuk sıyırdı bakışı vardı yüzünde :)
selamlar..
27 Mart 2008 Perşembe
Çiftlerle Mekana Gitmenin Yan Etkileri
Çiftlerle bir mekana gitmek gerçekten çok yanlış bir harekettir. Özellikle de siz bekarsanız. Neden? Bu çiftler ne yaparlar ne ederler hani yan yana oturcaklar falan ya, 2 side en stratejik yere geçerler. Öyleki masanın ön güzel noktasına pat diye otururlar, siz anca duvara bakarsınız. Ya da camdan dışarıyı izlersiniz ama kesinlikle mekanla uzaktan yakından ilişkiniz olmaz, daralıtıcı noktada siz varsınızdır. Ya da 2 kişiyseniz bu yanlış tarafta, 2 kişi sıkılıyor demektir ama o zamanda bu çift arkadaşlarla uğraşmaya başlarsınız bu sefer onlarda birbirlerine ne kadar sıkı fıkı olduklarını size göstermeye yeltenirler. Bu sebepten dolayıda ne düzgün bir muhabbet edebilirsiniz ne de mekanın tadını çıkarma şansınız olur.
Bu stratejik noktaları kapma sebepleri çoğunlukla el ele dolaşmalarından ve önde gitme çabalarından kaynaklanır. Hani birinde yakalayıp güzel noktayı yakaladınız diyelim yerinizden kalkmamanız gerekir. Çünkü stratejik bir nokta olmasından dolayı bu nokta çiftler tarafından ortaklaşa bir şekilde hissedilir nedense. Ve sizin kalkmanızdan faydalanırlar. Tuvalete gitmeniz bu noktada çok yanlıştır. Yoksa o noktayı kaybedersiniz çok net. Hoop gidip gelirsiniz bir bakmışınız orası dolmuş kenarda köşede bir yer bırakmışlar size. Bu sebepten dolayı tavsiyem gittiğiniz mekanlarda orta masalarda oturmaya çalışın. Mekana hakim olmak için başka bir çıkar yol yoktur. Yada yerinizi kaybetmemiş olursunuz. Bir ara fucur zaatı ile bu olayı keşfetmiş ve gittiğimiz mekanlarda tam orijine oturmaya özen göstermiştik sonra unutuldu bu mevzuu, hatırlatmak istedim.