6 Haziran 2009 Cumartesi

Dokken - Alone Again

Bence parça süper, neden mi? Çünkü hem yıl 84 hem de slow bi parça ve ikisi bir araya gelince ortaya muhteşem bir rock ballad çıkıyor ve ben iptal oluyorum...
Don Dokken 'ın makyajı ve saçı sizi etkilemesin, ona değil parçaya odaklanın :) ve sizce haras listede yer alabilir mi bu parça bir zahmet yorum yapın :)

Id like to see you in the morning light
I like to feel you when it comes to night
Now Im here and Im all alone
Still I know how it feels, Im alone again

Tried so hard to make you see
But I couldnt find the words
Now the tears, they fall like rain
Im alone again without you
Alone again without you
Alone again without you

I said stay, but you turned away
Tried to say that it was me
Now Im here and Ive lost my way
Still I know how it feels, Im alone again

Tried so hard to make you see
But I couldnt find the words
Now the tears, they fall like rain
Im alone again without you

I tried so hard to make you see
But I couldnt find the words
Now the tears, they fall like rain
Im alone again without you

1 Haziran 2009 Pazartesi

Yemek Yemek

Hepinize merhabalar. Yemek Yemek üzerine bir kaç satır yazı tıklamak istedim bu gün. umarım sizde benim kadar eğlenirsiniz. az önce yeni bi teori şekillendirdim. Evet tamamen uydurdum hehe.

Teorimiz şöle; şimdi yemek yemekten büyük bir haz alıyoruz biz insanoğlu olarak. Aç isek şayet, süper zevkli bir iş. ve ilginçtir bu zevk hiç azalmıyor. yani vicudun aldığı dier zevklerle kıyaslayınca günde 3 kere her gün tekrar ediceksin ve her seferinde aynı zevki alıcaksın zor iş valla.

Şimdi yemek yemek için mi yaşamak yoksa yaşamak için mi yemek yemek kısmını biliyorsunuzdur hepiniz, peki işe şu açıdan bakanınız oldumu hiç? ya yemek yemek bir bağımlılıksa. yani daha bebekken bu bağımlılığın pençesine düşürülüyorsak. bir kere alıştığımız için, daha sonra da bırakamıyorsak. yani öle bir maddeye bağımlı oluyorsunuz ki, günde 3 kez tüketiyorsunuz, ve genede ihtiyaç duyuyorsunuz. yiyecek.
Nasıl bakış açınızı değiştirmeyi başara bildim mi? şimdi şunu hayal edin yemek yemeden de yaşaya biliyorsak neler olur. yani fotosentez yapabiliyorsak örneğin. yada ayaklarımızı toprağa gömüp yeterince uzun süre beklersek kök salıp topraktan edine biliyorsak ihtiyaçlarımızı. ve günün birinde aramızdan bağzıları yiyecek denen uyuşturucuyu keşfettiyse ve vazgeçemediyse bundan. ve evrim yemek yiyenleri yemeyenlerden ayırdıysa. yemek yemenin kötü taraflarından biriside yediğiniz yiyecekler sindirimle enerji açığa çıkarıyorlar. bunu hepimiz biliyoruz. ama ihtiyacımız olandan fazlası açığa çıkıyor. işte problem burda başlıyor. bu fazla enerji hücreleri yıpratıyor ömürlerini kısaltıyor. yani bu enerji içecekleri hatta enerji verici haplar gibi bakabiliriz olaya. sürekli kullanıyorsunuz, ve bu ömrünüzü kısaltıyor.
(;> bu saatten sonra yapılacak birşey yok. yemek yemeyi bırakamayız. bıraksakta o kadar az enerjiyle yaşamaya alışmayız alışsakta ona yaşamak demeyiz. ama bence bunun sorumlusu gene biziz. yiyecek denen gelmiş geçmiş en büyük uyuşturucuya devam o zaman hadi afiyet olsun (;>
Sevgiler saygılar . . .

Dip Not; Lütfen burada yazanların tamamiyle can sıkıntısından kaynaklı bir beyin fırtınası sonucu ortaya çıkmış, hiç bir dayanağı olmayan teoriden ibaret olduğunu unutmayalım, bitirme tezlerinde yada projelerde ödevlerde buradaki bilgileri kullanmayalım. Kullanıyorsakta sonradan vay efendim ben nie kaldım bu dersten die, gelip buraya serzenişte bulunmayalım. Arkadaşımızın blog undaki mevsimler yazısında yaşanmıştır, bu vesile ile kendisine selam ederim...

Brian Horton Quartet

Dielim ki Ankara dasınız, canınız jazz dinlemek istedi, hafta içi, öle giriş parası da veresiniz yok dielim. Hafta içi bedavaya kim jazz çalar demeyin, alın size jazz (;>
İf performance hall 3 haziran 2009 çarşamba giriş ücretsiz saat 20:00
detaylı bilgi;

http://www.ifperformance.com/2009/haziran/brianhorton.html

ayrıca topluluğu 5 haziran 2009 saat 20:00 da Panora Alışveriş Merkezi'nde yine bedavaya izleye bilirsiniz...