30 Nisan 2007 Pazartesi
David Bowie - Low
1977 tarihli David Bowie'nin efsanevi albümü Low müzikal açıdan birçok zenginlik barındırıyor içinde. Sebebi tabiki dönemin en kaliteli prog-rock adamlarından biri olan Brian Eno'nun albümün prodüktörlüğünü ve bazı parçaları yazması. Aynı sene çıkan Hereos albümü kadar satmayı başaran Low albümü David Bowie için gerçek bir dönüm noktası müzik eleştirmenleri için. Tüm albümlerini dinleyerek değerlendirdiğimde Low gerçekten diğerlerinden farklılık göstermekte. Elektronik tınıları prog-rock ile buluşturmayı başarmış bir albümdür Low. "Always crashing the same car" ve " Sound and vision" gibi şarkılarla sözlerinde sert olduğunu gösteren albümde " Be my wife" ve "Subterranens" gibi deneysel şarkılarda var. Özellikle albümün ikinci tarafı (77 tarihli 33" Vinyl baskısına göre) Bowie'nin kendi çaldığı deneysel piyano ve saksafon soloları ile dolu. Bowie dinlemeyenler için başlangıç olarak sunabileceğim bir albüm olan Low hakkındaki yorumlarınızı bekliyorum.
Buyrun burdan yakın ;
http://w11.easy-share.com/703421.html
28 Nisan 2007 Cumartesi
Ve Genel Kurmay Açıklama Yaptı !!!
"Türkiye Cumhuriyeti devletinin, başta laiklik olmak üzere, temel değerlerini aşındırmak için bitmez tükenmez bir çaba içinde olan bir kısım çevrelerin, bu gayretlerini son dönemde artırdıkları müşahede edilmektedir. Uygun ortamlarda ilgili makamların, sürekli dikkatine sunulmakta olan bu faaliyetler; temel değerlerin sorgulanarak yeniden tanımlanması isteklerinden, devletimizin bağımsızlığı ile ulusumuzun birlik ve beraberliğinin simgesi olan milli bayramlarımıza alternatif kutlamalar tertip etmeye kadar değişen geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır.
Bu faaliyetlere girişenler, halkımızın kutsal dini duygularını istismar etmekten çekinmemekte, devlete açık bir meydan okumaya dönüşen bu çabaları din kisvesi arkasına saklayarak, asıl amaçlarını gizlemeye çalışmaktadırlar. Özellikle kadınların ve küçük çocukların bu tür faaliyetlerde ön plana çıkarılması, ülkemizin birlik ve bütünlüğüne karşı yürütülen yıkıcı ve bölücü eylemlerle şaşırtıcı bir benzerlik taşımaktadır.
Bu bağlamda;
Ankara’da 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamaları ile aynı günde kuran okuma yarışması tertiplenmiş, ancak duyarlı medya ve kamuoyu baskıları sonucu bu faaliyet iptal edilmiştir.
22 Nisan 2007 tarihinde Şanlıurfa’da; Mardin, Gaziantep ve Diyarbakır illerinden gelen bazı grupların da katılımı ile, o saatte yataklarında olması gereken ve yaşları ile uygun olmayan çağ dışı kıyafetler giydirilmiş küçük kız çocuklarından oluşan bir koroya ilahiler okutulmuş, bu sırada Atatürk resimleri ve Türk bayraklarının indirilmesine teşebbüs edilerek geceyi tertipleyenlerin gerçek amaç ve niyetleri açıkça ortaya konulmuştur.
Ayrıca, Ankara’nın Altındağ ilçesinde “Kutlu Doğum Şöleni” için ilçede bulunan tüm okul müdürlerine katılım emri verildiği, Denizli’de İl Müftülüğü ile bir siyasi partinin ortaklaşa düzenlediği etkinlikte ilköğretim okulu öğrencilerinin başları kapalı olarak ilahiler söylediği, Denizli’nin Tavas ilçesine bağlı Nikfer beldesinde dört cami bulunmasına rağmen, Atatürk İlköğretim Okulunda kadınlara yönelik vaaz ve dini söyleşi yapıldığı yolunda haberler de kaygıyla izlenmiştir.
Okullarda kutlanacak etkinlikler, Milli Eğitim Bakanlığı’nın ilgili yönergelerinde belirtilmiştir. Ancak, bu tür kutlamaların yönerge dışı talimatlarla yerine getirildiği tespit edilmiş ve Genelkurmay Başkanlığınca yetkili kurumlar bilgilendirilmesine rağmen herhangi bir önleyici tedbir alınmadığı gözlenmiştir.
Anılan faaliyetlerin önemli bir kısmının bu tür olaylara müdahale etmesi ve engel olması gereken mülki makamların müsaadesi ile ve bilgisi dahilinde yapılmış olması meseleyi daha da vahim hale getirmektedir. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür.
Cumhuriyet karşıtı olan ve devletimizin temel niteliklerini aşındırmaktan başka amaç taşımayan bu irticai anlayış, son günlerdeki bazı gelişmeler ve söylemlerden de cesaret almakta ve faaliyetlerinin kapsamını genişletmektedir.
Bölgemizdeki gelişmeler, din ile oynamanın ve inancın siyasi bir söyleme ve amaca alet edilmesinin yol açabileceği felaketlerin ibret alınması gereken örnekleri ile doludur. Kutsal bir inancın üzerine yüklenmeye çalışılan siyasi bir söylem veya ideolojinin inancı ortadan kaldırarak, başka bir şeye dönüştüğü, ülkemizde ve ülke dışında görülebilmektedir. Malatya’da ortaya çıkan olayın bunun çarpıcı bir örneği olduğu ifade edilebilir. Türkiye Cumhuriyeti devletinin çağdaş bir demokrasi olarak, huzur ve istikrar içinde yaşamasının tek şartının, devletin Anayasamızda belirlenmiş olan temel niteliklerine sahip çıkmaktan geçtiği şüphesizdir.
Bu tür davranış ve uygulamaların, Sn. Genelkurmay Başkanı’nın 12 Nisan 2007 tarihinde yaptığı basın toplantısında ifade ettiği “Cumhuriyet rejimine sözde değil özde bağlı olmak ve bunu davranışlarına yansıtmak” ilkesi ile tamamen çeliştiği ve Anayasanın temel nitelikleri ile hükümlerini ihlal ettiği açık bir gerçektir.
Son günlerde, Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde öne çıkan sorun, laikliğin tartışılması konusuna odaklanmış durumdadır. Bu durum, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından endişe ile izlenmektedir. Unutulmamalıdır ki, Türk Silahlı Kuvvetleri bu tartışmalarda taraftır ve laikliğin kesin savunucusudur. Ayrıca, Türk Silahlı Kuvvetleri yapılmakta olan tartışmaların ve olumsuz yöndeki yorumların kesin olarak karşısındadır, gerektiğinde tavrını ve davranışlarını açık ve net bir şekilde ortaya koyacaktır. Bundan kimsenin şüphesinin olmaması gerekir.
Özetle, Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk’ün, “Ne mutlu Türküm diyene!” anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti’nin düşmanıdır ve öyle kalacaktır.
Türk Silahlı Kuvvetleri, bu niteliklerin korunması için kendisine kanunlarla verilmiş olan açık görevleri eksiksiz yerine getirme konusundaki sarsılmaz kararlılığını muhafaza etmektedir ve bu kararlılığa olan bağlılığı ile inancı kesindir.
Kamuoyuna saygı ile duyurulur."
27 Nisan 2007 Cuma
25 Nisan 2007 Çarşamba
Robert Plant Konserleri
"Ulan nooluyo lan Led Zeppelin Türkiyeye mi geliyomuş" tavrında olan ekşi sözlükten öğrendiğim bu haber gerçekleşirse tabiki İstanbul yerine Antalya olacaktır tercihim. Sıcak mıcak uzak muzak arkadaşım diye bende düşündüm ama bıktım her seferinde İstanbul keşmekeşinden. Hem tatilde yaparız ooooh. Para biriktirmeye başlayın lan ! program yapalım Antalya için şöyle 2 günlük haftasonu.
24 Nisan 2007 Salı
Modern Folk Üçlüsü Ankara'da
Biletix bağlantısı :
http://www.biletix.com/webbiletix/wtsEvent.do?eventCode=HVKL5
Moby - Play
Fakat Moby hakkında çoğu insanın bilmediği Moby ismini nereden aldığıdır. Tabiki elemanın gerçek ismi Moby değil ama büyük büyük babası Moby Dick adlı klasik eserin yazarı Herman Melville. Tıpkı Moby gibi büyük babasıda yaşamında pek fazla değer gören bi sanatçı değilmiş fakat öldükten sonra kitapları çok satmaya başlamış ve Moby Dick adlı eseri ile büyük bir üne kavuşmuş. İşte Play albümüde Moby için böyle birşey sanırım. Fikir olması açısından Play'den önceki iki albümünüde yazıyorum sanatçının. İyi dinlemeler
Buyrun burdan yakın;
Moby - Play
http://www.filesend.net/download.php?f=31d9c9fc9ed355db57773fe315163be9
Moby - Everything Is Wrong
http://www.sharebigfile.com/file/140573/M-EIW-rar.html
Moby - Ambient
http://www.sharebigfile.com/file/140589/M-A-rar.html
22 Nisan 2007 Pazar
21 Nisan 2007 Cumartesi
Serzeniş - Aikanaro 1
Gelelım serzenısıme , bırcok ınsan ınceledım , masamıza bakan 2 kız cocuu dahıl.. Ama ben gınede onun yerını tutanı gormedım..
serzenısımı : sevıyorum ulen seklınde bıtırıcegım.
ıyı aksamlar :)
20 Nisan 2007 Cuma
DON'T LET ME BE MISSUNDERSTOOD
orjinal sözler için ;
http://nahbahfan.free.fr/missunderstood/lyrics.htm
türkçesi;
Bebeğim, şimdi beni anlıyormusun?
Bazen biraz delirmiş hissediyorum
Fakat bilmiyormusun ki hiç kimse herzaman melek olarak yaşayamaz
İşler ters gittiğinde kötü biri gibi görünüyorum
Çünkü ben sadece iyi niyetli bir ruhum
Ohh tanrım, lütfen yalnış anlaşılmama izin verme
Şayet sinirli görünürsem
Bilmeni istiyorum
Bu asla sana karşı birşey değil
Hayat kendi promlemlerine sahip
Ve bende payımı alıyorum
Ve bunu asla yapmayı düşünmem
Çünkü seni seviyorum
Bebeğim, bilmiyormusun ben sadece insanım
Ve düşüncelerim var dier herkez gibi
Ve bazen kendimi buluyorum, ohh tanrım, pişmanlık içinde
Bazı aptaca şeyler, önceden yaptığım bazı aptalca şeyler içinde
Fakat ben sadece iyi niyetli bir ruhum
Ohh tanrım, lütfen yalnış anlaşılmama izin verme
Ohh tanrım, lütfen yalnış anlaşılmama izin verme
İzin verme, yalnış anlaşılmama izin verme
Bebeğim, bilmiyormusun ben sadece insanım
Ve düşüncelerim var dier herkez gibi
Ve bazen kendimi buluyorum, ohh tanrım, pişmanlık içinde
Bazı aptaca şeyler, önceden yaptığım bazı aptalca şeyler içinde
Çünkü ben sadece iyi niyetli bir ruhum
Ohh tanrım, lütfen yalnış anlaşılmama izin verme
Ohh tanrım, lütfen yalnış anlaşılmama izin verme
İzin verme, yalnış anlaşılmama izin verme
Bebeğim, bazen çok tasasızım
Saklanması zor bir mutlulukla
Ve bazen bütün yapmam gereken endişelenmek gibi görünüyor
Ve sonra benim diğer yüzümü görmeye mecbursun
Çünkü ben sadece iyi niyetli bir ruhum
Ohh tanrım, lütfen yalnış anlaşılmama izin verme
Siz Ne Anladınız?
"Düşündüğünüz, Söylemek istediğiniz, Söylediğinizi sandığınız, Söylediğiniz...
Karşınızdakinin duymak istediği, Duyduğu, Anlamak istediği, Anladığını sandığı, Anladığı..
arasında farklar vardır.Dolayısıyla insanların birbirini yanlış anlaması için en az 9 ihtimal var."
Sylviane Herpin
Irish drinking songs - beer, beer, beer
bu türe örnek olarak sunacağım ilk şarkı pekte eski olmayan bi oyunda karşıma çıktı. Bard's tail adlı oyunda mütiş bir şarkıyla karşılaştım ki oyundaki videosu aşağıdaki link te;
http://www.youtube.com/watch?v=nzYof5GjhQ8
şarkının adı beer beer beer. bira üstüne yazılmış gayet eylenceli bi şarkı sözleirni okursanız sizde gayet eyleneceksiniz. insana enerji veren bir şarkı bence. şarkının biraz kısa versyonunu dinlemek isterseniz mp3 nü aşağıdaki linkten indirebilirsiniz;
http://www.soundclick.com/pro/view/03/default.cfm?bandID=106366&content=song&songID=4597415
ayrıca şarkı sözlerinede aşağıdaki linkten ulaşa bilirsiniz;
http://www.thebards.net/music/lyrics/Beer_Beer_Beer.shtml
19 Nisan 2007 Perşembe
Tori Amos - I Don't Like Mondays
I Dont Like Mondays 80lerin kaybolup gitmiş gruplarından Boomtown Rats'in bir şarkısı. Hatta en meşhur şarkısı. Boomtown Rats vokalistliğini Bob Geldof'un yaptığı 80lerin popüler olamayan gruplarından biri. "Aaa ısırıyorum bu adamın ismini bi yerden" diyenler için açıklayayım. 2005teki Live8 organizasyonunda karşımıza U2'dan Duran Duran'a , Pet Shop Boys'dan Paul McCartney'e kadar bir çok ünlüyü yardım için konsere ikna eden ve hatta hatta Pink Floyd'un birleşmesine neden olan adam.
Bob Geldof'un Live8 kapsamında Hyde Parkta hava kararmadan solo olarak I Don't Like Mondays söylediğini hatırlıyorum. Fakat gerçekten aşağıda size direkt linkini verdiğim cover tüm zamanlardaki versiyonlarından çok daha iyi bence. Ki an itibariyle bu cover'ı 1 (yazıyla bir) kere dinlemiş bulunuyorum. Umarım beğenirsiniz.
http://gojason.com/mix-tapes/tori_amos_mix_songs/16-I%20Don%27t%20Like%20Mondays.mp3
Einstein Kopyalanırsa ?!?
şimdi arkadaşlar internette gezinirken şöle bir bilgiyle karşılaştım.
1955 yılında, Einstein öldüğünde, Thomas Harvey adlı bir patolog, incelemek üzere beynini koruyarak örnekler aldığı söyleniyor.
peki ya bu örnekler halen korunuyorsa. Ve günümüz deki kopyalama teknolojisiyle Einstein kopyalanırsa, bu sizce insanlık adına mütiş bir gelişme sürecinin başlangıcı mı olur? yoksa yokoluşun başlangıcı mı?
18 Nisan 2007 Çarşamba
Buono, il brutto, il cattivo, Il veya The Good The Bad And The Ugly
Bu en son izlediğim film arkadaşlar. Uzunca bir süre bu filmi izlemek istemedim. Sıkıcıdır, işte western falan diye, ama geçen gün dayanamadım ve izlemeye karar verdim, velhasıl sadede gelirsek eğer, film tam bir(bence) Quantin Tarantino filmi diyebilirim. Müzikler falanda dahil olmak üzere, ama film yapıldığında muhtemelen Tarantino daha kundaktaydı(doğmuştu ama).
Filmde ki karakterler sanki farklı bir çağda yaşıyorlarmış imajı veriyolar. Zamanın savaşları içerisine girmiyorlar üstüne sanki günümüz hayatı yaşıyorlar. Belkide bu yüzden güzel bir film zamanının ilerisi bir film diyebilirim. Bu yüzden de klasikler içinde bir klasik diyebiliriz. Tabi Clint Eastwood da filme ayrı bir hava katmış.
İyi seyirler....
17 Nisan 2007 Salı
Fotoğrafı çeken de ağlamış mıdır acaba ?
Dostlar siyasi konulara hiç intikal etmek niyetinde değilim fakat bir görsel beğenisi olan şahıs ve duygusal bir insan olarak baktığımda çok etkilendiğim bir fotoğraf aktarıyorum sizlere 14 Nİsandaki Cumhuriyet Mitinginden. Fotoğrafı ayrıntılı göremeyenler için açıklayayım ; Amca Anıtkabirde nöbet tutan askerimizin gözyaşlarını siliyor. Çok dokunaklı ve insana "nerde bu insanların tepkisi ve oyu" dedirten bir görüntü bana kalırsa. Velhasıl kelam sizlerle paylaşmak istedim.
Not : Bayrak satanlar köşeyi dönmüş diyorlar İlker ! Nasıl aklımıza gelmedi.
Nick Drake
Nick 1969 senesinde ilk albümü Five Leaves Left'i çıkardığında 21 yaşında idive pek parası yoktu. Çok düşük tempolu ve akustik gitarın ön planda olduğu bir albümdü ve dönemin ünlü ingiliz folk grubu Fairport Convention'ının dikkatini çekti. Gruptan Donovan, Nick'in ikinci albümüne yardım edeceğini söylemesiyle Nick Drake 1970'de ikinci albümü Bryter Layter'ı piyasaya sürdü. Prodüktörlerinin bile "bişey değiştirmeye gerek duymuyorum ilk defa bi albümde, herşey harika oldu" dediği ve çok beğendikleri albüm piyasaya çıktığında dört bin gibi çok düşük tiraj yaparak hayal kırıklığı yarattı.
Bu sıralarda Nick psikolojik problemler çekiyor ve antidepresanlar alıyordu. Çok içine kapanık ve çekingen bir yapısı vardı ve sürekli kendini biyerlere kapatıyordu. Dinlediğimde benimde çok beğendiğim Bryter Layter'ın başarısızlığı Nick'i iyice depresyona soktu ve psikolojisi iyice bozuldu. Annesinin ısrarı ile pskiyatr desteği ile ilaçlar alan Nick nadiren konsere çıkıyor ve kendinde yeni şarkılar yazacak enerjiyi bulamıyordu. 1972 yazına kadar müziği bırakıp yaşamak için başka işler yapan sanatçı, asla vazgeçmedi ve insanlarla ilişkisindeki problemlere ve hastalığına rağmen geçen yıllarda birkaç şarkıyı bir araya getirmeye çalıştı. Babasına bilgisayar programcısı olmaya karar verdiğini söylemesiyle müziği bırakmaya karar verdi. Kimse onunla ilgilenmiyordu ve yaptığı şeylerin gerçekten iyi olduğuna yürekten inanıyordu.
1972 yılında üçüncü ve son albümü Pink Moon'u sanki gerçekten son kez mikrofona geçiyormuş gibi kaydetti ve müzikten tamamen vazgeçti. 1974 yılına kadar hastalığı oldukça ilerleyen Nick artık antidepresanlarla hayata bağlanmaya çalışıyordu. Hiçbir fiziksel problemi olmamasına karşın beynini çok yorgun ve işe yaramaz hissediyordu. Ta ki 1974ün 25 Kasımına kadar. O gün annesinin evinde yalnızken, odasında yüksek dozda antidepresan alıp hayata 26 yaşında veda etti.
Ölümünün ardından plak şirketleri yıllar sonra milyonlarca baskısını yayınladıkları albümleri arasında Bryter Layter Q magazinin "Tüm zamanların en iyi 100 İngiliz albümü" sıralamasında 23. sırayı aldı. Ayrıca 2003te Rolling Stone magazine'in en iyi albümler sıralamasınada girmeyi başardı.
Dönemin en iyi folk albümlerini yaratan Nick Drake günümüzde hala milyonlar satmakta ve birçok gruba ilham kaynağı olmaktadır.
Nick'in yaptıklarını dinledikten sonra bana olan yakınlığı, hem ikizler burcu olması hemde yaşadığı tanımlanamaz psikolojik sıkıntılarla sınırlı kalmadı, yazdığı sözleri ve besteleride kendime çok yakın buldum. Ve sizlerle paylaşmak istedim. Birde dikkatimi çeken şu var. Bu resimde bizim Levente çok benzettim ben.
Buyrun burdan yakın :
Nick Drake - Made To Love Magic
http://rapidshare.com/files/6625814/NDMTLM.rar
Bağlantıyı aldığım site : http://lysergia.blogspot.com/2006_08_01_archive.html
Baykuşum sağol alakan için, düzelttim bağlantıyı.
Ali Vs. Bloodlust
14 Nisan 2007 Cumartesi
HERR MANNELIG
Şarkımız swedish ( bu isviçreli mi oluyodu isveçli mi) halk türküsü. HERR MANNELIG benimle evlenecekmisin evet veya hayır de diyor.
http://www.youtube.com/watch?v=t04li3WX1T4
11 Nisan 2007 Çarşamba
Monte Montgomery: Sultans of Swing
link : http://www.youtube.com/watch?v=QYYbS2j1vWU
ayrıntılı bilgi : http://www.montemontgomery.com/
Crossroads
V For Vendetta
Bir çizgi romandan beyaz perdeye uyarlanan bu filmi kesinlikle kaçırmayın derim ben. İlk izlediğimde kapağını görünce pek istekli diildim. Hele konusunu şöyle bir okuyunca daha da soğumuştum filmden. Ancak filmi izlemeye başladığımda çok beğendim. Hatta o kadar çok beğendim ki en iyi filimler listeme ekledim filmi. 3 saniyelik hafızama filmin adını kazımakla kalmadım, filmde geçen "remember remember the fifth of november" sözlerinide beraberinde kazıdım.
film hakkında detaylı bilgi isteyenler http://tr.wikipedia.org/wiki/V_for_Vendetta_(film)
linkinden aradıkları detaylı bilgiye ulaşabilirler. Benimmse size söyleye bileceğim şey kaçırmamanız gerektiğidir. Fantastik öğelerin gerçek yaşamla buluştuğu, hayatın zorluklarının şiirsel bir dille anlatıldığı bu filmi izlerken eminim benim kadar zevk alıcaksınız. İyi seyirler.
10 Nisan 2007 Salı
Im Juli (Temmuzda)
9 Nisan 2007 Pazartesi
8 Nisan 2007 Pazar
Jean Luc Ponty Ankarada idi
Jean Luc Ponty 16 yaşında Fransız devlet konservatuarından "aferim ulan sen süper keman çalıyosun" lafını duyup ödülünü alıp çıkmış. Sonra ilk albümünü 1962de çıkarmış ve klasik caza yönelmiş. Fakat bizim sevdiğimiz ve nu popüler kılan dönemleri fusion ağırlıklı gruplar ve kişilerle beraber yaptıkları. Örneğin Frank Zappa ile olan albümü veya Mahavishnu Orchestra ile 70lerin başında McLaughlin ile yaptıkları. Ayrıca Al Di Meola ve Stanly Clarke gibi sayısız virtüöz ile çalışmış olan Jean Luc Ponty 5 telli elektrik kemanı ve çalış stili ile Fusion ve Progressive Rock çehresini değiştirmiştir 70lerde. Favorilerim arasında yıllar önce dinlemeye başladığım ve Atıl'ında favorisi olan Enigmatic Ocean albümünde bulunan Mirage ve ayrıca en duygusal şarkısı olarak nitelendirdiğim Only Feel Good With You vardır.
Gelelim Konsere. MEB Şura salonunda konseri en arka sıradan izlememize rağmen Atıl'la Mirage ve Egocentric Molecules gibi şarkıları kameraya çekmeyi başardık... Sony Handycam sağolsun bize DVDye kayıt olanağı ile yarım saat Hi-Def çekme fırsatı verdi. Konserin sonlarına doğru Jean Luc Ponty "en sevdiğim cazcılardan Thelenous Monk'un Monk's Mood şarkısını çalacam" demesiyle hepimiz ağzımı bi karış ayırdık şaşkıncana. Ayrıca muhteşem bi şarkı olan Nostalgia'yı solo olarak gözümüze soktu bakın ben virtüözlüğü bitirdim dermişçesine 65 yaşındaki çakı gibi fransız. Herneyse kısaca konser böyle, tabi davul sololar perküsyon sololar ve bas sololarda oldukça şaşırttı ve başarılı bulundu izliyicilerin alkışlarıyla.
Gelelim Anıl ve Atıl kulise nasıl girdi. Evet yanlış yazmadım. Kulise girdik ve Jean Luc Pontye ve tüm gruba Life Enigma albümünü imzalattık. Tabi Cosmic Messenger 33lüğümü getirmediğime yandım açıkçası ama yinede yanımızda Sony handycam olması gerçekten mucize idi. Konserden sonra miks masasında oturan fransız amcayla yarım yamalak ingilizcesi yüzünden pek anlaşamadım fakat derdimi anlattım. "Will he sign something for us after show ?" dedim pek anlamadı sonra tarzanca anlaştık ve adam bizi kulise soktu. Orada ayrıca TRT3 deki Stüdyo FM programının yapımcısı Yavuz Aydar ile de fotoğraf çektirdik. Falan filan derken çok güzel bi konser geçirdik gençler işte.