Arkadaşlar, 22 Ocak 2007 DERLEME'mizin doğum tarihidir. Daha dün gibi hatırlamaktayım, Levent ile chatleşiyorduk ve bir anda ortaya çıkıverdi blogspotumuz. Sonra ilker ve Özay mesaj attı ve böylece o gün kurmuş olduk sitemizi. Hafif hafif kar yağıyordu dışarıda. Herşeyi paylaşacağımız sıcak bir ortam hazırlamak istedik sizlere soğuk bir kış günü :) (nassı edebiyatçıysam) Herneyse, tarihi geçirmiş olsak dahi iki hafta kadar, sizlere bu birinci yaşgünümüzden sesleniyorum : İkinci yaşgünümüzde herkesin katılımı ile Ankarada bir gece düzenlesek ne güzel olur mesela ? Dahası, belkide DERLEME'miz gelecek sene başka bir yere ve isme taşınacak olabilir. Bunun için fikirlerimiz ve girişimlerimiz devam etmekte. Ayrıca bir sene zarfında sitemize 300'ün üstünde yazı yazılmış ve binlerce yorum atılmış ve en önemlisi dört kişi başlayan maceramız 34 kişiye ulaşmıştır. Nice sağlıklı, mutlu ve paylaşımcı senelere !
3 Şubat 2008 Pazar
Derleme'nin birinci doğumgünü
Arkadaşlar, 22 Ocak 2007 DERLEME'mizin doğum tarihidir. Daha dün gibi hatırlamaktayım, Levent ile chatleşiyorduk ve bir anda ortaya çıkıverdi blogspotumuz. Sonra ilker ve Özay mesaj attı ve böylece o gün kurmuş olduk sitemizi. Hafif hafif kar yağıyordu dışarıda. Herşeyi paylaşacağımız sıcak bir ortam hazırlamak istedik sizlere soğuk bir kış günü :) (nassı edebiyatçıysam) Herneyse, tarihi geçirmiş olsak dahi iki hafta kadar, sizlere bu birinci yaşgünümüzden sesleniyorum : İkinci yaşgünümüzde herkesin katılımı ile Ankarada bir gece düzenlesek ne güzel olur mesela ? Dahası, belkide DERLEME'miz gelecek sene başka bir yere ve isme taşınacak olabilir. Bunun için fikirlerimiz ve girişimlerimiz devam etmekte. Ayrıca bir sene zarfında sitemize 300'ün üstünde yazı yazılmış ve binlerce yorum atılmış ve en önemlisi dört kişi başlayan maceramız 34 kişiye ulaşmıştır. Nice sağlıklı, mutlu ve paylaşımcı senelere !
2 Şubat 2008 Cumartesi
Peter Gabriel - So

Muhteşem klasiklere hızlı bir dönüş yapıyorum ve bu hafta seçimimi Peter Gabriel'den yana kullanıyorum. Her ne kadar aramızda bu adama antipati duyanlar olsa dahi bu albümü edinince bu fikir tamamen silinecek diye düşünüyorum :)
So albümü 1986 senesinde çıkan en iyi albümlerden biri olduğunu düşünüyorum. Kısaca Peter Gabriel kariyerinden bahsederek sözlerime başlamak istiyorum;
Peter Gabriel kariyerinin başında efsanevi prog rock grubu Genesis ile özdeşleşmiş bir müzik adamı, sahne yıldızı ve söz yazarıdır. Genesis 1968'de çıkardıkları ilk albümden istedikleri başarıyı elde edememeleri sonucunda Gabriel, enteresan sahne şovu denemeleri ve ufak kadro değişiklikleriyle grubun çehresini değiştirmiş ve 70li senelere bomba gibi bir giriş yapmıştır grubu ile. 70ler tam da Gabrielin istediği gibi bir başarıyı yakalamış olmasına rağmen Genesis muhteşem beşli kadrosundan ilk fireyi 1974 senesinde grubun kurucusu ve konu adamımız Peter Gabriel ile yapar.
ilk albümünü 1977 de çıkaran Peter Gabriel, Genesis'in kendine kattığı tecrübeyi kullanır fakat şöhreti kullanmaz. Bunun en açık göstergesi yıllardan beri Genesis şarkılarını ne albümlerinde ne de sahnede yorumlamamasıdır (aynı cümleyi Steve Hackett için kuramasak da harika bir müzisyen olduğu gerçeğini öldürmüyor bu tutum) Yıllar geçtikçe Peter alanlarında virtüöziteye ulaşmış müzik adamlarıyla ve yeni fikirler peşinde koşan görsel ve işitsel sanat adamlarıyla çalışmaya devam eder. Bunlardan birisi de şüphesizki Tony Levin'dir. Levin, Gabriel'in kadim dostu ve her daim albümlerine ve turnelerine 30 senedir dahil ettiği King Crimson'dan Liquid Tension Experiment gibi dallarında efsaneleşmiş gruplara dahil olmuş değerli müzik adamıdır. Levin ve daha niceleri ile 2000li senelere gelen Gabriel sonunda Real World isimli bir plak şirketi kurar ve adı duyulmamış birçok sanatçıyı dünyaya tanıtır. 80li yıllarda edindiği yüklü sermayeyi (para ve şöhret) 90lı ve 2000li yıllarda hayır işlerine, müzik işlerine ve mühendislik işlerine harcar. Halen günümüzde aktif olarak turneler ve albümler yapan Peter son albümünü 2003 yılında "Up" ismiylen yayımlar ve muhteşem bir sahne şovu içeren dünya turnesine çıkar. Haziran 2004 senesinde İstanbul'a uğrar ve bu okuduğunuz yazıyı yazan arkadaşınız da orada bulunur, mest olur, geri döner.
Peter Gabriel'in kariyerindeki en önemli albüm olma özelliğini gösteren "So" , bu ünvanını albümün trajikliğinden alır. "So" albümü çıkmadan önce Peter'ın hayatındaki herşey kötüye gitmektedir. Karısından boşanır, parası biter ve umutsuzluğa kapılır. Tam da hayatını verdiği müzik sektöründen çekilecek iken "So" albümündeki "Sledgehammer" şarkısı kariyerinin tüm çehresini değiştirir. Yeniden sanatçıyı meşhur eder ve para kazandırır. Bunun sebebi ise şüphesiz Peter Gabriel'in tüm emeğini ve zamanını usta yönetmenlerin eşliğinde çektiği stopmotion tekniği ile hazırlanan "Sledgehammer" şarkısıdır. Müzikal açıdan birçok Gabriel şarkısından kötü olan parça klibi nedeniyle 80lerin kült popüler ikonlarından biri olur ve Peter yürür.
Albümün dünya için önemini anlattıktan sonra bir de benim için olan önemini anlatayım bari. Albüm elime geçtiği 2002 senesinde "Red Rain" ve "Mercy Street" şarkısı ile bunalıma girmeyi başarmış, "Dont give up" ile muhteşem vokal Kate Bush'u tanıyıp tüm albümlerini dinlemiş, ve diğer şarkılarlada müzikalite anlayışımı geliştirip enstrümanları merak etmeye başlamıştım. İrlandalı bir grafiker arkadaşımın British Council'dan ödünç aldığı orjinal CD'nin bir kopyasını almam ile "So" albümü maceram başlamıştı. Ve şimdi sizlerinde bu albümü dinleyerek seveceğinizi umuyor ve kastırıp dahada bunaltmıyorum blogu. Çünkü zaten blog açıldığında sadece bu konu gözükecek biraz daha yazarsam :) iyi dinlemeceler
http://www.filesend.net/download.php?f=20064a7d90d06656775340f48a628c67
1 Şubat 2008 Cuma
Stargate SG1
Hmm... Bende MacGyver’a neler oldu adam piyasada yok diyordum. Ta ki stargate SG1’ı seyredene kadar. Biraz yaşlanmış haliyle ama bildiğimiz MacGyver işte sadece artık ev aletlerinden gereksiz bilgilerle bomba falan yapmıyor. Stargate dizisinde Stargate filminin bitiminden itibaren devam etmek istemişler şu 1994 yılında yapılan. Filmde Kurt Russel’ın oynadığı rolde bizim MacGyver yer almış doktor rolündeki oyuncuyuda değiştirmişler kısacası karakterlerin hepsi değişmiş. Mısır mitolojisini işleme adına tanrılarını, inanışlarını incelemişler ve karşımıza stargate adlı dizi çıkmış.
Dizinin ilk bölümünde başka kapılar da var olduğunu anlıyorlar. Bunların kombinasyonunu çözmek için bir harita buluyorlar. Bu haritayı çözümlüyecek bir bilgisayar programı ile yeni kapıların adreslerini buluyorlar. Bu kapılara giderek ordaki insanlarla tanışıyorlar, oraların kültürlerini araştırıyorlar.
Tüm galakside ingilizce konuşulduğunu öğreniyoruz. Herkesle kolay bir şekilde anlaşıyorlar. Tamam stargate yaptın diye herkesin ingilizce konuşmasının nedenini açıklamıyor ki eski mısırda veya şimdikinde ingilizce mi konuşuluyordu diyesi geliyor insanın. Ama bunlara takılınca diziyi izlemek çok eğlenceli olmuyor. 10 sezon olduğunu düşünürsek bu diziyi ya oturur izlersiniz. Ya da çok saçma yaw izlenmez bu diye karşı çıkarsınız, ortası olmaz. Çok uzun kabul ama eğlenceli (benim merak ettiğim bir konuda acaba rütbe alıcaklar mı? Asker ya bunlar). Ben şu anki durumla izlerim gibi gözüküyor.